30 Nisan 2018 Pazartesi

hala ağlıyorlar ve hala Beşiktaş nefreti kusuyorlar

şiddetin odak noktası olmaya başlamışmış bir takımın dönüşümüymüşmüş.


annem daha 1 hafta önce ali sami yen'i attık saraçoğlunu döktük ama sahadan hiç kaçmadık diye şiddeti meşrulaştırmıyor muydunuz siz?

iş beşiktaş'a gelince 1453 kartalları fenere gelince kumpas. beşiktaş'a gelince hakem hatası ayol olur o kadar, gs ye gelince hakemler beşiktaşı kolluyorlar.

bu sene nasıl bir ağlama duvarı oldu takım belli değil. gelen ağlıyor giden ağlıyor, skor farketmeksizin ağlıyorlar. tiner diyorlar ağlıyorlar, fener diyorlar ağlıyorlar, başak diyorlar ağlıyorlar. taç için ağlandı bu ülkede yav. 70 cmden ofsayttan gol atan adam hakem bize gol yedirdi averajımız kötü oldu diye ağlıyor. 

lan tamam ağlamayın gitti şampiyonluk. hadi birbirinize saldırın bizden geçti bu sene.

kaynak: https://eksisozluk.com/entry/76496355

Sinan Vardar (Fotomaç) Gs-BJK maç yazısı



kaynak: https://www.fotomac.com.tr/yazarlar/sinan_vardar/2018/04/30/zor-dostum-zor

Dünkü derbi oldukça gerilimliydi.
10 gün önce Beşiktaş'ın Fenerbahçe ile oynadığı maçtan kat ve kat önemliydi belki ama Galatasaray, Beşiktaş'ı güzel karşıladı. Fatih Terim'in her şeyi bir kenara bırakıp derbi öncesi Beşiktaş soyunma odasına girip Şenol Güneş'e sarılarak "Geçmiş olsun" demesi harikaydı.
Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray 100 yılı aşkın bir süredir karşılaşıyor, daha da yıllarca karşılaşacaklar. Terim'in bu jesti çok anlamlıydı. Umarım bu derbi Türk futbolu için milat olur.
Dünkü maçtan önce tablo belliydi.
Galatasaray olası beraberlikle şansını sürdürürdü ama Beşiktaş'a beraberlik yaramıyordu.
Siyah-beyazlılar özellikle ilk 20 dakikada oyunu rakip alana yıkarken Negredo'nun ayağından çok da önemli bir pozisyondan yararlanamadı.
Galatasaray'ın ilk kaleye giden topunda golle buluşması Beşiktaş için büyük bir şanssızlıktı.
Beşiktaş'ta özellikle Pepe oyunda kaldığı 60 dakikada tel tel döküldü.
Pepe'nin kötü günüde oluşu Beşiktaş savunmasını derinden etkiledi. Terim'in Quaresma ve Adriano'nun koşu yollarını kapaması Siyah-beyazlı takımı kilitledi. Kanatlar çalışmayınca iş Talisca ve Babel'e düşerken onlar da Beşiktaş için hayal kırıklığıydı.
Terim belli ki Beşiktaş'ı çok iyi çalışmış.

KADER ANLARI
Her şeye rağmen durum 0-0'ken Negredo'nun, 1-0'ken de Ryan Babel'in inanılmaz şekilde kaçırdığı goller maçın ve Beşiktaş'ın şampiyonluktaki kaderini belirledi.
Beşiktaş'ta dün Gary Medel takımın en iyileri arasındaydı. Ama siyah-beyazlılar takım olarak dün tutuktu. Negredo'nun ilk yarıda sakatlanmasının ardından oyuna golcü girmemesi Beşiktaş'ın Cenk Tosun'un gitmesinin ardından golcüsüz oynadığı gerçeğini ortaya çıkarıyordu.

ARTIK ÇOK ZOR
Galatasaray takım olarak dün kazanmayı çok istedi. Doğrusunu söylemek gerekirse; Galatasaray bu sezon şampiyonluğu çok istiyor.
Bu dakikadan sonra da en şanlı takım. Kazananı tebrik ederim.
Açık ve net; Beşiktaş bu sonuçla lige havlu attı. Çünkü artık Beşiktaş'ın önünde 3 rakibi var. Biri kaybetse diğerleri kazanır. Artık Beşiktaş için şampiyonluk ve hatta ilk iki sıra imkansızlıktan öte.

.

Attila Gökçe (milliyet) Gs-BJK maç yazısı




Her şeyden önce iki teknik adamın tartıya çıktığı bir maçtı bu. Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, Feghouli, Belhanda ve Rodrigues’i formsuzluklarına rağmen oynatarak bir anlamda motive etti. Onbiri de yabancıdan kurulu Galatasaray’da Maicon ve Denayer zorunluluktan birarada oynuyorlardı. Terim’in takımı hücum aksiyonlarında sol kanadı kullanıyor, Nagatamo ve Rodriguez Gökhan ve Pepe’yi zor durumlara düşürüyorlardı. O kulvarda Quaresma’nın bir kez savunmaya yardım ettiğini gördük. Fazlası da zaten beklenemezdi. Terim, oyuncularının çabuk oyunla  Beşiktaş’a baskı yapmasını sağlarken, Fernando, Feghouli, Belhanda da soldan gelen toplarla buluşup şut denemelerine girişiyor, markajdaki Gomis’e alternatif oluşturuyorlardı. Nagatomo asistiyle Fernando’nun attığı gol, Galatasaray’ın oyununa karşılık buluyordu.
/* */
Beşiktaş çok istekli başladı maça. Hücumda en az 5 kez pozisyona girerken inanılmaz goller kaçırdı. Talisca, Negredo, Babel ve Quaresma’nın şutlarında top ya dışarı gidiyor, ya da Muslera tarafından kucaklanıyordu.
Beşiktaş’ın oyun merkezindeki kurgusu ne üretici, ne de bitirici oldu. Medel durağan oynarken Tolgay Arslan, kariyerinin kötü maçlarından birini sergiledi. En az 10 kez isabetsiz pasla rakibine ikramcı oldu. Şahsen bir kez top kaptığına tanık oldum, ama arkası gelmedi. Beşiktaş, oyunu merkezde kaybetti. Yedikleri iki golde de Galatasaray orta alanı çok çabuk geçip  hücum setiyle etkili oldu.
Pepe ya kırmızı kart görüyor, ya sakatlanıyor. Birincide ağır hakem hataları da oldu. Sakatlıklar da talihsizlik. Portekizli’nin katkısı Beşiktaş’ta bir fazlalık yaratmıyor. Tosiç’in Gomis’e yaptığı penaltı ise aymazlık. Doğrudan kırmızı kartla savunmanın kimyasını bozdu.
Eğri oturup doğru konuşalım. Şenol Güneş, bilinen, klasik on biriyle maça başlarken, rakibine çok özel tedbirler almamıştı. Sahadaki 10 oyuncusu da performans  düşüklüğüyle hayal kırıklığı yarattılar. Ama Fabri, yediği gollere karşılık en az dört kurtarışla hayatının en dramatik gecesini yaşadı. Şenol Güneş’in Negredo’nun sakatlığından sonra Love’ı değil, Lens’i oyuna alması işe yaramadı. Babel de gecenin en net fırsatını harcarken, oyunda hangi görevi üstlense, çaktı. Tolgay - Oğuzhan değişikliği Güneş’in geç kalmış bir hamlesi (!) idi,  galiba mecburiyetten!
Özetleyelim: maçı Fatih Terim kazandı. Beşiktaş, Süper Lig’in son derbisinde rakibine eşlik edemedi. Bilinen iyi oyunlarından birini oynayarak fazlsını yapabilirlerdi ama, olmadı. Hiç kimse mazeret üretmesin... Dün gece tren kaçtı!

Metin Tekin (Sabah) Gs-BJK maç yazısı


kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/spor/tekin/2018/04/30/gunesin-hatalariyla-kaybetti



1- Beşiktaş yenilgiyi hak etti mi?
İlk yarının oyun başlangıcına baktığımızda 'ın alışılmış önde baskılı, tempolu oyunundan ziyade dengeli ve kontrollü bir görüntü vardı sahada. İlk yarıda mücadele vardı ama beceri ve kalite yoktu. Maçın geneline baktığımız zaman sorduğunuz sorunun cevabı olarak;
Galatasaray'ın maçı skorun yanı sıra oyun anlamında da hak ettiğini söyleyebiliriz.  10 kişi kalınca da zaten farklı bir oyuna dönüldü. Beşiktaş'ın oyununu etkileyen en önemli faktörlerden biri 'nun sakatlanmasından sonra 'in Lens tercihiydi
Kabul edelim ki Lens'ten bir türlü verim alamayan bir Beşiktaş var. Ve devre arasında apar topar alınan Vagner Love'ı böyle ihtiyaç duyulan bir maçta bile oynatmayacaksınız niye bu transfer? Ayrıca bu değişiklikle Babel'i de kenardaki etkinliğinden alıp santrforda stoperlerin içine atmak zorunda kaldınız.
Maçın başlangıcında Tolgay ve 'in iyi olacağını düşünüyordum ama verimsiz kaldılar. Oyun kurulumunda olumsuz olarak Tolgay'ın da etkisi vardı. Bu işi sadece Medel yapmaya çalıştı.
Özellikle ikinci yarıya başlarken Oğuzhan'ı kullanmamak da bana göre bir oyuncu seçimi yanlışıydı. Beşiktaş ikinci yarının başında bir 10 dakika oyunu ele aldı ama skor 2-0'a geldikten sonra ve 10 kişi de kalınca yapacağı çok bir şey kalmadı açıkçası.

2- Maçın kırılma anı sizce neydi?
Birkaç kırılma anı vardı. Skor 0-0 iken Negredo'nun kaçırdığı pozisyonda vuruş tercihini çok yanlış yapması, artı 1-0 iken Babel'in Muslera ile karşı karşıya kaldığı ve atamadığı pozisyon. Ki Babel gibi bir vuruş ustası bile yanlış yaptı. Bence bu iki pozisyon, Beşiktaş açısından oyunun kırılma anları idi. Ha Beşiktaş skoru 1-1'e getirse sahadaki oyunu çok farklı bir yere getirebilirdi ama günün sonunda iç saha oyunlarını çok iyi kullanan ve gerçekten önemli bir tribün katkısı ile oynayan Galatasaray bu zor maçı kazanmayı bildi.
Bitime 3 hafta kala bu kıyasıya yarışta Beşiktaş'ın artık 4 takım arasında en dezavantajlısı olduğunu çok rahat söyleyebilir.

Güntekin Onay (Vatan) Gs-BJK maç yazısı

kaynak: http://sampiy10.gazetevatan.com/guntekin-onay-1162229-sampiy10-yazar-yazisi-gunes-in-sondugu-gece/

G.SARAY, Beşiktaş’ın 10 kişi kaldığı bölüme kadar aslında maçı bir mücadele oyununa dönüştürdü. Sarı-kırmızılı futbolcular Beşiktaş’a oranla çok daha hırslı ve istekli gözüktüler. Bu tip maçlarda en önemli faktör kazanma arzusudur. Olağanüstü bir mücadele gücü ev sahibini maç boyunca avantajlı kıldı. 
 
TABİİ ki kırılma anları da vardı. Bunların başında Negrodo’nun karşı karşıya kaçırdığı gol ve sonrasında yine İspanyol futbolcunun sakatlanmasının ardından Şenol Güneş’in yaptığı değişiklikti. Buradaki Lens tercihi son derece anlamsızdı. Babel santfora geçti ancak yetersiz bir performans sergileyen Lens’ten Beşiktaş hiç verim alamadı. 
 
LOVE GİRMELİYDİ
 
Negredo’nun yerine kesinlikle Love girmeliydi. Çünkü Love hem gole yakın bir isim hem de pas kalitesi ve adam eksiltme özelliği var.
 
ŞENOL Güneş’in bir başka hatası Tolgay’ı oyunda tutmasıydı. Tamam Tolgay mücadele ediyor ama savunma ve hücum arasındaki pas bağlantısını kesinlikle sağlayamıyor. Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan yüksek pas kalitesi ve karakteristik özellikler dün oluşmadı. Bundan Tolgay’ın o beceriyi gösterememesinin de etkisi vardı. 
 
TALISCA, bir türlü oyuna giremedi. Kaçırdığı kafa golü dışında kendisini pek fazla göremedik. Tabii maç 1-0 devam ederken Babel’in karşı karşıya kalıp da atamadığı gol bir başka kırılma anıydı. 
 
MORAL YIKIMI!
 
Tosic’in kırmızı görmesi, kaçan penaltı ve sonrasında Beşiktaş’ın disiplinden uzaklaşması daha inançlı gözüken G.Saray’ı 3 puana uzandıran unsurlardı.
 
ŞENOL Güneş, büyük bir teknik adam ancak dün yaşadığı moral yıkımının etkilerini net bir şekilde gördük. Bence Pepe sakatlanınca Vida’yı sokmak yerine Medel’i stopere çekip, Oğuzhan ya da Love’ı oyuna sokup daha ofansif bir tercih yapmalıydı. Oğuzhan hamlesinde çok geç kaldı. 3 yıllık bir aradan sonra dün ilk kez Güneş’in söndüğünü gördük. 

Ali Ece (Fanatik) Gs-BJK maç yazısı


kaynak:  http://www.fanatik.com.tr/yazarlar/ali-ece/buyuk-galibiyet/1368152

Galatasaray’ın en büyük iki kozundan birisi Mariano’nun erkenden sakatlanıp çıkması dahi Sarı- Kırmızılılar’ın havasını bozmadı. Mariano sakat değilken bile zaman zaman Linnes’e forma veren Fatih Terim, Linnes ile de hedeflediği oyunu oynatmayı başardı. Galatasaray, Başakşehir galibiyetinin ilk yarısındakine benzer şekilde en doğru zamanda frene en doğru zamanda gaza basarak oynadı.

İlk gol çok önemliydi: Nagatomo, çizgiyi çok iyi kullanıp çok kritik bir asiste imza attı. Gol Fernando’nun ayağından gelse de golü sağlayan Gomis’in usta işi aldatıcı koşusuydu: Fransız santrfor, tek hareketle adeta tüm Beşiktaş savunmasını hipnotize etti!

Babel’e yakışmadı 

2. yarıda Beşiktaş, Quaresma’nın sola geçtiği anlarda daha etkili oldu. Lens zaten solda da sağda da etkisiz elemanlığa devam etti. 52’de Maicon’un büyük hatası sonrasında Babel de klasına yakışmayan bir şut tercihi yaptı. 60’ta Medel’in hayat öpücüğü müdahalesi Beşiktaş’ın son şansıydı. Ancak her zaman kaleden çıkmayı tercih eden Fabri, bu kez süper yanlış bir tercih yapınca olan önce Tosiç’e sonra diğer takım arkadaşlarına oldu!

Gecenin sorusu

Negredo sakatlanınca Love girmeyecekse, Love neden alındı? Hazır değilse diğer santrforlar neden yedek kulübesinde?

Maçın starı

Linnes, Nagatomo, Fernando, Donk dörtlüsü hem Beşiktaş’ı durdurular hem de gollerin mimarları oldular.

Maçın olayı

Lens’in yazın futbolu bırakmışçasına ham hareketleri. Bir süredir böyle olmasına rağmen oyuna alınması.

Kısa mesaj

Galatasaray kalan maçlarda böyle devam edip şampiyon olur.

Rıdvan Dilmen (Fotomaç) Gs-BJK maç yazısı


kaynak:  https://www.sabah.com.tr/yazarlar/spor/dilmen/2018/04/30/senol-hoca-kabullenmisti

Derbiye mecburi değişiklikler damga vurdu. Daha maçın 21. dakikasında Galatasaray adına son dönemin en formda ismi Mariano kenara gelmek zorunda kaldı. , maç 0-0 giderken ve 1-0 geriye düştükten sonra en çok ihtiyacı olan santrforunu kaybetti. 35. dakikada Negredo'nun yerini Lens'e bırakmasıyla Beşiktaş, kontratak takımına döndü. Galatasaray, çok tecrübeli ve evinde en coşkulu oynayan takım. Bu coşkusu ve önde baskı yapıp sert oyunuyla Beşiktaş'ı durdurdu. Bu sezon Şampiyonlar Ligi maçları da dahil Beşiktaş'ın oyununu kabul ettiremediği bir 45 dakika seyrettik.
İlk yarıda iki kritik pozisyon vardı. Birincisi Negredo'nun karşı karşıya kaldığı ve kaçırdığı pozisyon, ikincisi ise Gomis'in kaçırdığı ki bu gol olsa skor 2-0'a gelecekti ve belki de oyun ilk yarıda kopacaktı. İlk yarının en kötü oyuncusu Pepe'ydi. Gomis'le eşleştiğinde ona kafa topu vermemesi lazım ama rakibine 3 kez bu şansı verdi. Golde de rakibinin önüne geçmesine rağmen ciddi hata yaptı.
Terim çok iyi bir yarışmacı antrenör... Kredisi de muazzam açık... 'in giderayak yaptığı en önemli operasyondu bu. G.Saray'ın 'le olan duyguları yükseldi. Sessiz sedasız müthiş konsantrasyonla maça hazırlandılar. Beşiktaş mental olarak hafta içi olaylar nedeniyle iyi hazırlanmadı. Zaten Şenol Hoca'nın maç önü açıklamaları da bunu gösteriyordu. 'Türkiye'de futbol filan yok' demeye getirdi. Tolgay mücadele etti ama etkili değildi, Talisca sertliğe dayanamadı. Quaresma konsantrasyon sıfırdı. Beşiktaş 'Oyun benim' demedi hiç.
Muslera sıfır hata ile oynadı... Müthiş bir konsantrasyon vardı. Nagatomo mükemmel oynadı. Denayer bireysel hatalar yaptı ama çabuktu. Maicon, cepheden gelen toplarda iyiydi. Teknik direktör ve taraftar 5 yıldızdı.
Bu arada Şenol hoca beni aradı yaşanan olaylar sonrası çok demoralizeydi. Daha sonuç açıklanmamıştı. Canının çok sıkkın olduğunu hissettim. Hâlâ da sıkkın, bu da performansını etkiliyor. Abartı bir kelime kullanıyorum belki ama yenilgiyi kabullenmiş... Beşiktaş'ın bundan sonraki 3 maçı da kolay olmaz.

Mehmet Demirkol: (Fanatik) Gs-BJK maç yazısı


kaynak: http://www.fanatik.com.tr/yazarlar/mehmet-demirkol/gunes-in-hatasi/1368127

Zorunlu Serdar Aziz-Maicon değişikliği dışında Başakşehir maçı kadrosu sahadaydı. Ön alan baskısı Beşiktaş’ı o kadar çok uzun top kullanmaya itti ki, 22. dakikada Ricardo Quaresma kenara gidip ‘neden pas yapmıyoruz. Neden sürekli ileri vuruyoruz!’ diye isyan etti. Beşiktaş, Allianz Arena’da dahi bu kadar pastan uzak oynamamıştı ilk dakikaları... O maçta kırmızı kartın hemen öncesinde baskıyı gören Güneş, savunmayı ‘uzun oynayın’ diye uyardığından beri Beşiktaş baskı görünce vuruyor. Terim, bu riski Donk’un Talisca üzerinde kuracağı baskıyı hesaplayarak almıştı. İki kanatta Q7 ve Babel ve sonra Lens’i de oynatmamayı başardılar.

Love bu maçta olmalıydı

Alvaro Negredo’nun sakatlığı sonrası santrfora santrfor değişikliği yapmayışı Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş’in en büyük hatası oldu. Vagner Love bir maç oynayacaksa o maç bu maç olmalıydı. Çünkü onun için bunda daha uygun bir savunma göbeği yok.

Gecenin sorusu

Nagatomo’nun dalıp içeri ortaladığı topta Pepe ve Tosiç nereye koşuyor. İkisinin birden Gomis’i takip için kale önünü boşaltması bu seviyede az görülür bir hamlık.

Maçın starı

Nagatomo... Bu kadar defansif görevlerle donatılmışken hücuma yaptığı etki olağanüstüydü. Sonrasında çok az hatayla ama asıl önemlisi ekstra katkıyla sahanın en iyisi oldu. Bir devre arası transferinin şampiyonluğa oynayan bir takıma bu kadar katkı yapabilmesi az görülür bir durum.

Maçın olayı

Negredo’yu anlarım da Babel’in karşı karşıyada dışarı vurduğu top inanılmaz. Tam bir kırılma anı. Ligin en garanti golcülerinden birinin ayağının bu kadar kritik bir anda dolanması inanılır gibi değil. Gerçekten olay.

Kısa mesaj

Fatih Terim belki tam bir dış saha oyunu bulamadı ama bu ön alan baskısı ve Donk’lu oyunla bir derbi oyunu bulmuş görünüyor.

28 Nisan 2018 Cumartesi

fenerbahçeymiş kupaymış yarı finalmiş her şeyi bir kenara bırakıp artık tamamen şampiyonluğa odaklanması gereken takım


fenerbahçeymiş kupaymış yarı finalmiş her şeyi bir kenara bırakıp artık tamamen şampiyonluğa odaklanması gereken takımım. ben hala şansımızı en az başakşehir ve galatasaray kadar yüksek görüyorum. yazıda da değineceğim üzere eğer kalan maçlarımızı kazanırsak başakşehir'den puan kaybı beklemek ihtimaller dahilinde. karşılarına çıkacak 4 rakibin ikisi kümede kalma savaşı, biri avrupa savaşı veriyor. son hafta karşılarına kasımpaşa çıkacak. geçen sene iddiasız bir kasımpaşa'nın başakşehir'e sezonun tokadını attığını unutmamak gerekir (4-0). galatasaray maçını kazandığımızda çok büyük bir avantaj kazanacağımız büyük bir gerçek, ancak kalan 3 maçımız ligi bitirmiş takımlarla olmayacak.

kim kimle oynayacak, hangi takımın rakibinin ne ümidi var, neler olabilir diye merak edenler için kısa ve genel bir bilgilendirme yapmanın zamanı.

galatasaray:

31. hafta beşiktaş / fazla lafa gerek yok, düğümü çözecek maç.

32. hafta akhisar (d) / akhisar'ın bu maçtan bir hafta önce oynayacağı malatyaspor deplasmanında napacağı önemli, eğer mağlup olurlarsa maç daha önemli olabilir, ancak düşmeleri çok zor, avrupa iddiaları da türkiye kupası finaline kalmış durumda.

33. hafta malatyaspor / kasımpaşa ile birlikte ligde avrupa iddiası ya da düşme korkusu yaşamayan iki takımdan biri. ancak erol bulut'un başakşehir motivasyonunu küçümsememek gerekir.

34. hafta göztepe (d) / avrupa iddiaları devam ediyor bir şekilde maça çıkacaklardır. üstelik kalan 3 maçlarının 2si içeride. galatasaray maçında lay lay lom olmayacaklardır.

beşiktaş:

31. hafta galatasaray (d) / fazla lafa gerek yok, düğümü çözecek maç.

32. hafta kayserispor / avrupa iddiaları devam ediyor bir şekilde maça çıkacaklardır.

33. hafta osmanlıspor (d) / bu maça kadar iki maçlarını kaybetseler bile matematiksel olarak (yüksek ihtimal) ligden düşmeyecekler. böyle bir maçta karşılaşacak olmamız kötü, kendileri açısından tek iyi yan bizim maçımızdan çok daha büyük bir motivasyonla başakşehir maçına çıkacaklar. hele bir de bizim maça kadar 6 puan toplayıp gelirlerse ligde kalmayı büyük ölçüde garantilerler, ancak fikstürleri başakşehir ve direk rakipleri alanya deplasmanı.

34. hafta sivasspor / avrupa iddiaları devam ediyor bir şekilde maça çıkacaklardır.

başakşehir:

31. hafta osmanlıspor (d) / karabükspor'dan sonra kalan 2 düşme biletinin bence 2 numaralı adayı olarak bu maça çıkacaklar. bizim fikstürümüzde belirttiğim her şeyin aynısı bu maçta daha fazlasıyla geçerli olacak.

32. hafta sivasspor / avrupa iddiaları devam ediyor bir şekilde maça çıkacaklardır.

33. hafta antalyaspor / antalyaspor 35 puanda ve rahat gibi gözükse de bu hafta içeride avrupa iddiası en yüksek takım trabzonspor ile karşılacak, ve ondan sonraki hafta içeride 2 düşme biletinin 1 numaralı adayı olan gençlerbirliği ile oynayacaklar. bu 2 maçtan 3 puan ya da fazlasını çıkaramazlarsa bence bu maç antalyaspor'un ölüm kalım maçı olabilir. 

34. hafta kasımpaşa / yeni malatya ile birlikte ligde avrupa iddiası ya da düşme korkusu yaşamayan iki takımdan biri. 

fenerbahçe:

31. hafta kasımpaşa (d) / yeni malatya ile birlikte ligde avrupa iddiası ya da düşme korkusu yaşamayan iki takımdan biri. ancak iddialı olmaları bir kenara bu sezon iç sahada hiç bir şampiyonluk adayı takıma yenilmediler.

32. hafta bursaspor / onlar da rahat gibi gözükse de bu maçtan önce düşme hattının göbeğindeki konya ile oynayacaklar. kaybederlerse fenerbahçe maçında yapacakları kaza ile ateşle oynayabilirler, zira kalan diğer 2 maçları içeride avrupa bileti peşindeki trabzonspor ve son hafta ankara'da diğer bir düşme adayı olan gençlerbirliği maçına çıkacaklar. fenerbahçe maçında 1 puan onlar için çok önem taşıyabilir.

33. hafta karabükspor (d) / 3 puan garanti maçı

34. hafta konyaspor / konyaspor bu haftaya kadar ligde kalma ümidini taşırsa maçın tehlike boyutu çok farklı düzeye çıkabilir.

özet:

galatasaray'ın derbi dışında göztepe maçı kritik duruyor, diğer 2 maçında rakiplerin konumundan ötürü daha rahat maçlara çıkacaklardır.

bizim derbi dışındaki 3 maçımız da iyi kötü iddiası olan takımlarla olacak. ancak kayserispor ve sivasspor'un avrupa iddialarının vodafone park'ta şampiyonluk yolunda çok da tehlike arz edeceğini sanmıyorum. osmanlı maçı derbiyle beraber en kritik maç olacaktır.

başakşehir'in biri garanti iki düşme takımı adayıyla maçı olacak, bir de avrupa iddiası süren sivasspor ile oynayacaklar. hem osmanlıspor'un düşme korkusu hem de seyirci baskısı denilen olguya sahip olmadıkları için sivasspor'un avrupa iddiası onlar için tehlike arz edebilir.

fenerbahçe'nin ise fikstürü kolay gibi gözükse de oynayacakları takımlar fenerbahçe ile oynayana kadar kritik puan kayıpları yaşarlarsa (bursa ve konya gibi) bu maçlar düşündüklerinden zor geçecektir.

kaynak: https://eksisozluk.com/entry/76425005

Cemal Ersen (milliyet) Beşiktaş'ın kararına saygı duymak zorundasınız



kaynak: http://www.milliyet.com.tr/cemal-ersen/herkes-kendine-gore-hakli-2657429-skorer-yazar-yazisi/

Futbol Federasyonu yönetim kurulunun Fenerbahçe-Beşiktaş kupa yarı final rövanş maçıyla ilgili “kaldığı yerden devam” kararı farklı yorumlara yol açtı.
Fenerbahçe cephesinin iddiası, çıkan olayların organize edildiği ve kendilerine kumpas kurulduğu yönünde idi. Ardından devletin zirvesinden de benzer açıklamalar gelince, doğrusu sarı-lacivertli takımın hükmen yenik ilan edilmesi ve kupadan elenmesi ihtimali iyice azaldı diye düşünmüştüm.
Önemli olan, yönetim kurulu kararına kadar geçecek süreçte emniyet ve savcılık tarafından yürütülen soruşturmada gelinecek nokta idi. 25 kişi gözaltına alındı. Sadece üçü tutuklandı. Diğerleri adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. 
Doğal olarak, eylemin planlanmış bir hareket mi, yoksa bireysel saldırılardan mı ibaret olduğunun bu kadar kısa sürede saptanması ve yargıya varılması mümkün değildi. 

Yanıtınız nedir?
Lakin, maç sırasında milyonlarca kişinin izlediği, kimsenin inkâr edemeyeceği çirkinlikler vardı. Durum saptaması yapmak adına soruyorum:
Maçın tatil edildiği dakikaya kadar Beşiktaşlı oyuncuların köşe atışı kullanmak için gittikleri noktaya, defalarca her türlü tehlikeli madde atıldı mı? Evet.
Hakem iki kez oyunu durdurup, uyarıda bulundu mu? Evet. 
Fenerbahçe kaptanı Volkan ve diğer oyuncular tribünlere gidip maçın devamı için çaba gösterdi mi? Evet.
Temsilci raporlarına da yansıdığı gibi Beşiktaş teknik direktörü Şenol Güneş’e maç boyunca ağır hakaretler edildi mi? Evet.
Güneş kafasına isabet eden cisimle başından yara aldı mı? Evet. Kısa bir süre sonra yere düşüp ilk müdahale yapıldı, kafasına “zımba” tabir ettiğimiz yöntemle dikiş atıldı mı? Evet.
Soyunma odası tünelinde, orada bulunmaması gereken şahıslar (!) ve özel güvenlik güçleri ile Beşiktaşlı oyuncular arasında arbede yaşandı mı? Evet. 
Peki, tüm bunlar normal ve maçın devamını gerektiren şeyler mi?..
Suçlu hakem!
FİFA ve UEFA üyesi bir futbol ülkesiyiz. Talimatlarımız, kurallarımız, disiplin uygulamalarımız üç aşağı beş yukarı aynı. Soru şu; Bu olaylar uluslararası bir karşılaşmada yaşansa idi, hakem o maçı tatil edip içeri girer miydi?.. 
Beşiktaşlı futbolcuların hakemin izni olmadan soyunma odasına gitmesinden yola çıkarak, yaşanan rezaleti masum gösterme çabaları gerçekten şaşkınlık verici. “Organize işler” söylemlerini bir kenara bırakıp; ihaleyi, tatil kararı nedeniyle hakeme yıkmak, temsilci raporları arasındaki çelişkiyi hiçbir şey yaşanmamış gibi yorumlayarak haklı pozisyona geçmeye çalışmak da hâkeza!..

Cesaret işi!
Kuşkusuz olaylı derbinin artçıları bir süre daha devam edecek. Beşiktaş kulübünün, divan kurulu tavsiyesi ve camianın talebiyle “maça çıkmayalım” kararı da bunlardan biri. Karar alınırken herhâlde sonuçları değerlendirilmiş ve ağır yaptırımlar hukukçuları tarafından irdelenmiştir. Yoksa, yüksek tonda seslendirilen “kumpas” iddiaları  ortada dururken, böyle bir hamle yapmak cesaret gerektirirdi. Beğenseniz de beğenmeseniz de saygı duymak gerekir. Tıpkı Futbol Federasyonu yönetim kurulunun  “kaldığı yerden devam” kararı gibi.
Sonuç olarak endişem; çıkan olaylar ve devamında yaşananların bundan sonraki yansımasının nasıl olacağı. Örnek teşkil eder mi, etmez mi? Umarım etmez. Yoksa bu sorumluluğun altından hiç birimiz kalkamayız! 

Uğur Meleke'nin bugün ki Gs-Bjk maç önü yazısı


kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/sporarena/yazarlar/ugur-meleke/onlem-alan-degil-aldiran-kazanir-40819344

2001-2002 Serie A finalini hiç unutamam. İtalya’da Inter, Juventus ve Roma son haftaya 69-68-67 puanlarla girmişler, son dakika sürprizleriyle şampiyonluk Juventus’un olmuştu. (O sezon Emre Belözoğlu da Inter forması giyiyordu. Cristiano Zanetti’nin yerine girdiğinde dakikalar 73’ü gösteriyordu ama artık yapacak çok fazla bir şeyi yoktu çünkü Lazio 4-2 öndeydi ve maç da bu skorla tamamlandı.) Süper Lig de bu sezonun son haftasına 4 takım şampiyonluk umuduna sahip bir biçimde girerse, Avrupa’da yılın en rekabetçi ligine dikkatler çevrilecek muhtemelen.

GENETiKLERi AYNI

4 ŞAMPIYONLUK adayının aralarındaki 6 maçın 5’ini tamamlamış olmaları üzücü, gönül isterdi ki son bölümde büyükler birbiriyle çarpışsın. Telekom Stadyumu’ndaki bu son çarpışmayla yetinmek zorundayız maalesef. Galatasaray ve Beşiktaş’ın bu haftaya kadarki olumlu futbollarına bakılırsa, tarihte sağlam bir yere oturabilecek, gollü, eğlenceli, gelgitli süper bir maç bekliyorum ben. İki takım da genetik olarak hücumcu. Doğal olarak ikisinin de zaafları, savunma tarafında.



Beşiktaş’ın zaafı esasında üçüncü bölge savunmasından başlıyor. Talisca, bu sezon Beşiktaş’ın hem bir numaralı yıldızı, hem de bir numaralı açmazı. Talisca bir 10 numara değil; klasik bir ikinci santrfor. Dolayısıyla Beşiktaş’ı esasında 4-2-3-1 değil 4-4-2 oynatıyor. Orta sahadaki pas trafiğine de, savunma bütünlüğüne de genelde katılmıyor. O yüzden de Beşiktaş’ın karşısına üçlü, dinamik, dayanıklı orta sahalar çıktığında zorluk yaşıyorlar. Bu sezon Ali-Jonsson-Mehdi’li Konya, Hakan-Ndinga-Rybalka’lı Sivas, Murat-Azubuike-Aytaç’lı Malatya orta sahaları, Beşiktaş’ı yıpratarak 2 veya 3 puandan ettiler. Aslında geçen hafta da ilk bir saatte Malatya’nın Murat-Azubuike-Diallo üçlüsü Beşiktaş’ı yıldırmıştı, ama Talisca’nın kafa golü maçı kurtardı bir anda.




TALISCA iÇiN FEDA ·

Beşiktaş, sezonun yıldızı Talisca’dan vazgeçemeyeceğine göre, bu açmazdan nasıl çıkabilir sizce? Bence kısmi çözüm, orta ikili seçiminde. Orta ikilide Medel, Atiba ya da Tolgay’dan ikisi olduklarında daha dinamikler, daha dayanıklılar. Ama Oğuzhan’lı orta ikililerin dayanıklılığı düşük. O yüzden de Beşiktaş eğer Galatasaray karşısına yine Oğuzhan’lı bir orta ikiliyle çıkarsa, işleri zor olabilir. Tabii ki Galatasaray orta üçlüsü
nün de Konya, Sivas ya da Yeni Malatya kadar dayanıklı olmadığının da altını çizmek lazım. Ya da şöyle de denebilir: Belhanda’nın bu ciddiyetsizliğiyle o dayanıklılığı sağlayamayabilirler. O yüzden Terim de Beşiktaş’a karşı orta sahayı kazanmak istiyorsa ya Belhanda’sız bir düzen kurmalı. Ya da Belhanda’yı sarsıp uyandırmalı.

PROBLEMi GÖBEK ·



GALATASARAY’ın savunmayla ilgili temel problemiyse göbekte. Sezona Maicon-Serdar’la başlanmış, Serdar-Denayer’lı maçlarda da iyi sonuçlar alınmıştı. Ama Maicon-Denayer ikilisinin, diğer ikililerle aynı sonuçları aldığını söylemek güç. Maicon-Denayer bu sezon ligde birlikte 5 maça çıkmışlar, Galatasaray bunların üçünü (Medipol Başakşehir, Trabzonspor ve Demir Grup Sivasspor’a karşı) kaybetmiş. Fatih Terim’in Serdar Aziz’in yokluğunda elbette Ahmet Çalık veya Ryan Donk’u da savunma göbeğinde kullanma şansı var, ama ben böyle bir kumarı sezonun en kritik maçında oynayacağını zannetmiyorum. Hatta tezimi biraz daha ileriye taşıyayım, Ahmet ya da Donk savunma göbeğinde oynarlarsa yaşayacakları şaşkınlık maçın önüne geçebilir.

MAICON-DENAYER

DOLAYISIYLA Maicon-Denayer ikilisinin başlaması daha güçlü ihtimal. Ayrıca bu ikilinin daha önceki tecrübelerine göre bu kez Donk-Fernando ile oynamak gibi de bir avantajları var. Çünkü özellikle Donk, havada stoperlere olağanüstü destek veriyor. G.Saray defansının da bu desteğe çok ihtiyacı var, zira Talisca, bu yıl Süper Lig’de hava savunmasının dengesini bozan adam olarak çıktı ön plana. Stoperler santrforla uğraşırken geriden geliyor, markajsız geliyor, koşarak ve yüksek momentumla gelip hep demarke biçimde vuruyor kafaları. Dolayısıyla Talisca’nın hava savunmasında sadece stoperler değil, ön liberolar da uyanık olmalı...

GOLLÜ OLUR ·

Belkideğerlendirmenin büyük bölümünü önlem paketine ayırdık, ama bu iki takımın da sezon genelinde ‘önlem alan’ değil, ‘önlem aldıran’ taraf olmaya çalıştıklarını biliyoruz. Bu derbide de muhtemelen sonucu ‘önlem alan’ değil, ‘önlem aldıran’ belirleyecek. Savunmaların iyi bir 90 dakika çıkarmasını beklemiyorum, topa sahip olan taraf, bence bu üstünlüğünü tabelaya da yansıtacak. 2-2, 3-2, 3-3 gibi skorlar sürpriz olmaz benim için...

27 Nisan 2018 Cuma

Bir forma daha al Beşiktaş'a sahip çık

Büyük Beşiktaş taraftarına çağrımızdır,
gelinen noktada kulübümüzün yanında durmak büyük önem arzetmektedir, iyi günde kötü günde destek olma sözü vermiştik bizleri üzmeyen fikrimize destek veren yönetime sahip çıkıp kulübe maddi destek olmak zamanıdır (Cuma-Cumartesi - Pazar) Kartal Yuvalarına akın ediyoruz şampiyonluğa yürüyen takımımıza her manada destek olmak için bu hafta sonu mağazalara gidelim miktarına bakmaksızın kulübümüze destek olalım şanlı taraftarımıza da bu yakışır.



mağazalarımız adres ve telefonları:


https://www.kartalyuvasi.com.tr/satis-noktalarimiz




internetten alış veriş yapmak isteyenler için kulüp mağazamız


https://www.kartalyuvasi.com.tr/




26 Nisan 2018 Perşembe

suçlu belli olsa da… Kitleyi işleyen, fertler üzerinden mağdur olduğunu yada olmaya çalıştığını gösterip, suçluların sürekli altına sığındığı bahanelerle bertaraf edilmeye çalışılmıştır. 


“Kitleler insanlık tarihinde pek büyük roller oynamışlarsa da bunların tesirleri bugünkü kadar önemli olmamıştır. Kitlelerin şuursuz hareketlerinin fertlerin şuurlu faaliyetleri yerine geçmesi çağımızın başlıca vasıflarındandır” der, Le bon, kitabının önsözünde.
Geçen hafta yaşadığımız olaylar ve akabinde kitle liderlerinden gelen çıkarımlar tamda bu noktada önemlidir.  Burada tam tersi bir durum vardır. Kitleler şuurlu davransa da kitle içine yerleştirilmiş şuursuz ve kitle liderlerinin önceki hareketlerine göre güdülenen fertler konuyu buraya getirmiştir. SUÇLU FERTLER DEĞİLDİR!
Yaptıkları, liderlerin veya sözcülerin istekleri doğrultusunda kendini “açığa vurum” şeklinde vuku bulmuştur. Bu ille bir örgüt veya birlikte hareket eden topluluk şeklinde olmak zorunda değildir.  Bir kulüp başkanı ve ya bir derneğin ve ya bir topluluğun yıllarca içine yer etmiş, sürekli şiddetle işlenmiş ve beslenmiş duygular kendini açığa vurmuştur. Siyasi erk, bu konuya kendi çıkarları doğrultusunda yön vermiş, daha önce şiddete yönlendirilen ve ya şiddetle beslenen bu zavallı kitle, mağdur sıfatını oynamaya başlamıştır. Mağdur sıfatı suçluların daha sonra fayda sağladığı bir olguya dönüşmüştür.
Fenerbahçe stadında yaşanan (suçlunun kesin olarak bilindiği, daha önceki yaşanan olaylardan tecrübesi sabit olan kişi kurum veya kuruluş) bu durum; suçlu belli olsa da… Kitleyi işleyen, fertler üzerinden mağdur olduğunu yada olmaya çalıştığını gösterip, suçluların sürekli altına sığındığı bahanelerle bertaraf edilmeye çalışılmıştır. bu olay, sadece üzerlerinde söz sah
Kendilerini her olayda mağdur gösterip, türlü bahaneler ile sürekli yaptıklarını örtbas etmeye çalışan bu kitle ve liderleri, daha önce karşı durduğu siyasi gücü, hem iktidarın seçim çalışmaları, hem de mağduru yaratmak nedeniyle yanına alarak yine başarılı olmuşlardır. İyi yöneticilerin masa başı bağlantıları her zaman kuvvetli olmalıdır. Bu durum bunun en güzel örneğidir.
Her ne kadar Le Bon’un kitabında kitle duygularından değişken olarak görsede, vahşet mutluluk gibi ters duyguları bile eklese de olayların içine, son yaşanan olaylı derbide yaratılan, adalet duygusu yüksek gözüken! kişilerin işlenişlerinden haberdar değildir. Güruh olarak adlandırılmaları an meselesidir. Duyguları sadece liderlerinin konuşması ya da takımlarının kötü olduğu halde iyi gösterilmeye çalışılmasıyla alakalıdır.
Asla ama asla haksız olduklarını başka sahalarda yapılan durumların onlarla emsal olmayacağını savunan bu işlenmiş ve kitle haline gelmiş güruh, sürekli söyledikleri kumpas, bazı temmuz tarihleri bazı kurumların suçlanışı ve sürekli tekrar edilişi ile haksız olduklarını çarpıtarak konuyu “vatan savunmasına” kadar getirip esas mağdurların suçlu olduğunu beyanatıyla küfürle karışık değişik duygular yaşarlar, itham ederler, suçlarlar ve sizi siyasi erke şikayet edip, zaten masa başında kazandıkları başarılar ile susturmaya çalışırlar.
Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir. (Joseph Joubert)
Maçın aynı yerden devam edecek olması, adalet arayışı değil, adalet dağıtıklarını sanan kurumların, güdülmesidir. Güdülen, hiçbir vasfı olmayan ve oraya sadece emir ile gelmiş bireyler, bulundukları kurumların bağlı oldukları üst kurullardan emir alırlar ve “kurallar siyasetin fahişesidir” mantığının yansımamalarıdır.
Adalet, iktidarın kural kitabı değil, işleri için uydurduğu metinler topluluğudur, yazılı değilse bile kitle içinde kendini geliştiren fertler bu durumu bilir ve ona göre yaşar!
Sonuç olarak;
Fert daha önce biriktirdiği “kin nefret ezilmişlik veya karşı durma duygusunu, en küçük sorunda büyük hiddet ve şiddetle dışarı vurmuştur. Bu dışa vurulan şiddetin mutlaka deklanşör sesi altında “eskiye dayanan, eskiden gelen ve liderlerin söyledikleri (kulüp başkanları , kitle veya futbol teknik direktörleri) hedef gösterdikleri kişi veya kurumlarla ilgili art bellek mevcuttur. Bu dışa vurum kitleler içindeki şuursuzların kendi hareketleri değil, birilerinin daha önce yaptıklarından cesaret alıp kendini sahneye atma çabasıdır.
Le bon’un “Kitlelerin Psikolojisi “kitabı önsözünün son paragrafı; gecen hafta Fenerbahçe stadyumunda yaşanan olayların ve arkasında aranmaya çalışılan ve mağdur olanı hedef gösterip, kitleleri bu yönde yönlendirme durumuna özetlemektedir. Yine aynı kitapta “unutulmaz olan olaylar insanların iç dünyalarındaki görünmez değişikliklerin, görünen eseridir, der. Siz insanları kaldıramayacakları kadar şiddet ve hedef verirseniz, onlarda belirli olaylarda kitleler ile birlikte kendilerini mutlaka topluma ya da sahneye gösterme çabasında olacaklardır. KİTLE DEMEK CESARET DEMEKTİR.
Adalet bir gün herkese lazım olacaktır.
Ercan Nogay Alper
ercannogayalper@gmail.com

25 Nisan 2018 Çarşamba

Hıncal Uluç'tan inanılmaz bir yazı ''yok öyle şey, dünyanın hiçbir federasyonu bu maçı tekrar oynatamaz''


"Artık inkar edilmez şekilde açığa çıktı ki 'nin sahibi çok 'ın sahibi yok. Aykut Kocaman, maçtan 24 saat sonra, yani oturup düşündükten sonra verdiği demeçte 'Bütün Türkiye ittifak etti ki olayda bir komplo var.' diyor. İttifak derken Beşiktaş'ı kast ediyor ve devam ediyor 'Bu komployu kuran Beşiktaş'tır'"


"BEŞİKTAŞ'IN TEKNİK DİREKTÖRÜNE SAHTEKARLIK İTHAMI VAR"

" 'Kan yok, yara yok, çakmak yok ama  ve Şenol Güneş sahayı terk etti.' Yani bu komplodur. Bunların hepsi Aykut'un [Kocaman] lafları. Burada, Beşiktaş'ın teknik direktörüne korkunç bir sahtekarlık ithamı var, bir. İkincisi; Beşiktaş kulübüne, tarihin yüz karası olacak, bir sahtekarlık iması var. Buna cevap vermesi gereken kişi kim? O an, duyduğu anda..."

"SENİN KULÜBÜN İTHAM EDİLİYOR, ÇIT YOK"

"Kulüp başkanları ne işe yarar. Devlet başkanı devleti, kulüp başkanı kulübü temsil eder. Senin kulübüne ve hocanı en ağır şekilde itham ediyor, çıt yok. O gece bütün haberlerde çıt yok; ertesi gün gazetelerde manşet yine çıt yok. 'ın başkanı kulübüne sahip değilse başka kim olsun?"

"'nin sahibi çok. Çünkü Fenerbahçe medyası da, olayın olduğu andan itibaren -ekranlar, gazeteler dahil- 'Fenerbahçe'yi bu işten nasıl kurtarırız?' savaşı içinde. Haberleri, haber değerlendirmeleri, başlıkları, yorumları..."

"'nin hükmen mağlup olmasını önleyecek hiçbir şey yok. Çünkü Fenerbahçe ev sahibi. Komplo vs... ne olursa olsun. O başka bir şey. Ben suçlunun kim olduğunu bilmiyorum. Ama bu sahada bir olay olmuş ve konuk teknik direktörün kafası yarılmış ve hakem maçı tatil edilmiş, oyun durmuş."

Buna dünyanın herhangi bir ülkesinde hükmen mağlubiyet vermeyecek bir federasyon varsa o ülkede bir daha futbol maçı olmaz. Yarın Galatasaray bir maçta şampiyonluk şansını kaybederken son 3 dakikada hadi rakip hocanın kafasını yar, ondan sonra tekrar başla. Yok öyle şey."
"Ev sahibi olmanın sorumluluğu hükmen mağlubiyeti getirir"

Fikret Orman niye konuşmuyor diyenlere gelsin bu yazı


kaynak: https://eksisozluk.com/entry/76329779

herseyin ayan beyan görüntüsü varken, hakem raporu belliyken, ilgili hastaneden doktor açıklaması varken herhangi bir yere demeç vermesine gerek olmayan başkan. 

ilk günden itibaren zaten hükmen karari çıkmayacağını düşünüyordum çünkü ilk gün yapılan açıklamalar olayın ne boyuta taşındığını göstermişti. hal böyleyken fikret ormanın söyleyeceği şeyler bizim beklentimizi yukseltip daha büyük hayal kırıklığı yasamamizdan baska birşeye sebep olmazdı. daha büyük hayal kırıklığı daha büyük öfke doğurur ve taraftar bazında manasız şeyler yapıp hakliyken haksiz konuma dusmemize sebep olabilir. biz bu ülkenin mecburi sağduyulu olmak zorunda olan kismiyiz çünkü adalet denen olgu bize adaletsiz şekilde uygulanıyor.

daha açıklanmadı ama maçın kaldığı yerden devam edeceği devlet bahçeli tarafindan resmi olmayan şekilde duyuruldu. su dakikadan itibaren fikret orman ve yönetiminden yegâne beklenti takımı o maça cikarmayip kupa denen tenekeye katılımı da süresiz olarak iptal etmesi olmalıdır.

beşiktaş bugüne dek hiçbir hakkini bağırıp çağırıp algi yaparak elde edemedi çünkü bunlar için ihtiyaç olan desteği hiçbir medya kuruluşundan elde edemedi. hakli olduğu davada dahi verdiği demeçler basin tarafindan saptirilip suçluymus gibi gösterilen bi düzende mucadele ediyoruz. sessizligimiz aptal oldugumuzdan değil, konusmanin bugüne dek faydasini gormedigimizden. dönüp maziye baktiginiz zaman çok örnek goruceksiniz. ne yazikki burası böyle bi ulke. mutlaka bu devran dönecek ve intikam nasıl bi duyguymus bu adaletsizliğe sebep olan herkes tadicak

24 Nisan 2018 Salı

Beşiktaş'a karşı kurulan büyük ittifak durmadan sıkılmadan yalan ve algı oluşturmaya devam ediyor, lütfen yayalım.


sezon başından beri kendisine karşı sistematik bir savaş var. evet, beşiktaş dışında tüm futbol camiası birleşti. madde madde inceleyelim;

* geçen sezonun sonunda, şenol güneş'in ayrılma olayı medyanın gündemine takıldı. öyle ki, neredeyse rakiplerin sosyal medya ve yazılı-görsel medya temsilcileri (tercihen tetikçileri kelimesini de kullanabiliriz burada) şenol güneş'in beşiktaş'ta mutsuz olduğunu, başkanın başka arayışlar içinde olduğunu söyledi. daha geçen sezon tam olarak bitmeden başladı yani herşey.

* sezon bitti, şenol güneş'in milli takım macerasına başlaması gerektiği yazıldı, çizildi aynı aktörler tarafından. tff boş durmadı tabi, federasyon başkanı şenol güneş ile görüştü, şenol güneş ve başkan üstüste 'olmaz böyle şey' dedi. 3 gün sonra lucescu ile anlaşıldı. abdullah avcı ismi soruldu yıldırım demirören'e, takım çalıştıran bir teknik adamın konsantrasyonu bozulmasın istedik, o yüzden teklif götürmedik dedi. e abdullah avcı çalıştırdığı profesyonel takım da, şenol güneş'in ki plaj futbolu takımı mı diye kimse sormadı, soramadı..

* sezon başı, klasik olarak tüm futbolcuları ayrıldı beşiktaş'ın. tolgay, atiba, oğuzhan, quaresma, talisca, adriano, tosic takımdan ayrılacaklardı, nedense hepsi kaldı. 

* sezon başı, uyduruk süper kupa mücadelesi, sahaya kelebek atıldı. sahaya meşaleler atıldı, tarafsız sahada oynanan maç sonunda, beşiktaş'ın sahası kapandı. konyaspor'a, sanki bu ülke futbolunun temel direklerinden biriymiş gibi davranıldı, galatasaray ve fenerbahçe taraftarları konyaspor'un gönüllü avukatları oldu, konyaspor başkanı internet sitesinden defalarca açıklama yaptı. hatta 15 temmuz vurgusu bile yapıldı. başkan'ın telefonunda bylock tespit edildi. (hakkını yemeyelim sonra beraat etti)

* 2 büyük rakibi, avrupa kupalarında, daha lig başlamadan adını telaffuz edemeyeceğimiz takımlara elendi, beşiktaş, şampiyonlar ligi grubundan namağlup, lider çıktı, grup çok zayıftı denildi. gruptan çıkıldığı günlerde, hemen 10 yıl-15 yıl-20 yıl öncesine atıflar yapıldı, biz zamanında şunu yenmiştik denildi. 

* kadıköy'deki fenerbahçe-beşiktaş maçında, hakem beşiktaş'ı doğradı, ertesi gün fenerbahçeli spor yorumcuları 'e 2 senedir siz kollanıyordunuz, bir seferde biz kollanalım ne olacak' dedi. fenerbahçe yöneticisi, beşiktaşlı caner'in özel hayatına kadar girdi, sosyal medya hesapları bu konuşmaları yüzlerce defa retweet ettiler, utanmadan.

* başakşehir takımı, sanki bir arsenal, bir atletico madrid gibi her sene şampiyonlar ligi'nde oynamaya alışkın bir takımmış gibi, uefa kupası'nı beğenmedi ve rotasyon uyguladı, beşiktaş maçı öncesi, gruptan çıkma maçına yedek takımla çıktı, uefa'dan elendi. bir aklı başında medya adamı, çıkıp da bu nasıl bir iştir demedi? 

* her beşiktaşlı oyuncu, oyundan çıkarken, bütün adımları zoomlandı, hocayla tokalaşıyor mu, yedek kulübesine gidip artistlik yapıyor mu, diye çok araştırıldı. 

* medya o kadar hedef takım yapıyordu ki beşiktaş'ı, kayserispor kendi sahasında beşiktaş ile 1-1 berabere kalınca, tüm takım zafer sarhoşu oluyor, zafer fotoğrafı çektiriyorlardı. 

* bir camia, yani fenerbahçe camiası, tüm sezon boyunca, işi gücü bırakıp, oyuncusuyla, başkanıyla, yöneticisiyle, teknik direktörüyle, medya tetikçisiyle, sadece ama sadece beşiktaş ile uğraştı. beşiktaş şu ana kadar ligde lider olamamasına, önünde ölümüne nefret ettikleri galatasaray olmasına rağmen, her maçtan sonra beşiktaş konuşuldu, şenol güneş konuşuldu, quaresma konuşuldu. aykut kocaman, tacımızı vermediler dedi, 3-1 'lik maçtan sonra, 'cüneyt hoca son dakikadaki faulü vermedi, gitti gol oldu, ikili averaj gitti' dedi, diyebildi, bir tanesi de çıkıp, 'e hoca senin gol de 1 metre ofsayttı, o ne olacak?' demedi, diyemedi..

* son kupa rövanş maçında, beşiktaş'a 55 dakika boyunca küfredildi, sahanın 4 bir tarafından bir sürü madde atıldı, en son teknik direktöre madde atıldı, kafası yarıldı. özür dilenip, geçmiş olsun denileceğine, kumpas dendi, kan yok dendi, şenol hoca numara yapıyor dendi, tolga zengin taraftarı kışkırtıyor dendi. bunların hepsi aynı anda nasıl oluyor demedi kimse? ellerinden gelse, beşiktaş'ı küme düşürecekler, şenol güneş'i futboldan men edecekler. ilginç olanı ise, galatasaray taraftarının (çoğunluğu) burada fenerbahçelileri desteklemesiydi. bir takım hem sahaya yabancı madde atıp, hem maç boyu ana avrat küfredip nasıl mağdur olabiliyor, insanın aklı hayali almıyordu tabi ki.. 

* son malatya maçında, hakemlik malatya aleyhine önemli hiç bir şey olmamasına karşı, malatya teknik direktörü sanki düşme potasındaymış gibi büyük bir hayal kırıklığı içerisinde yarım yamalak türkçesiyle (25 yıldır türkiye'de bu vatandaş, hala kırık türkçeyle konuşuyor, ne kadar ayıp) aklı sıra hakemler yüzünden kaybettik algısı getirmeye çalıştı. kimse de çıkıp, 'bu ne hırs erol bulut, sen 3 hafta önce başakşehir maçından önce, başakşehir şampiyon olur, diyen bir adamdın, üreme organın sadece beşiktaş'a mı kalkıyor', demedi, diyemedi. aynı maçta, murat yıldırım adlı futbolcu, quaresma'ya uçan tekme attı, sarıyla yırttı, ardından çıkıp o anın fotoğrafını, sosyal medyadan paylaşarak 'elimizden gelen her şeyi yaptık, maalesef olmadı' yazdı. 'ne olmadı murat yıldırım, birileri sana bu maçı kazanmanız halinde bir şeyler mi vaat etti, yoksa quaresma'yı sakatlamak için elimizden geleni yaptım, olmadı, başaramadım mı?demek istedin', diye tabi ki kimseler soramadı.. 

bunlar aklıma gelen başlıca olaylar, evet hepsi bir sezonda oldu, mutlaka unuttuğum şeyler de olmuştur. tüm bunlara rağmen, hala yarışın içinde kalabilmek, büyük başarı. 

ama yenmek yenilmek, şampiyon olmak, 4. olmak geçici şeylerdir, önce doğru olmak, düzgün olmak gereklidir. unutulmamalı..

About