5 Haziran 2018 Salı

Beşiktaşta üye sayısını 100.000 ve üzerine taşımak için bir öneri

gün itibarıyla kulübümüzün güncel aktif 30.000 civarı bir kongre üyesine sahip olduğunu biliyoruz..  yıllık 120 tl aidat ile
30000x120= 3.6 milyon tl gibi bir gelir söz konusu (her üye yatırırsa tabi)
ilk kongrede cesurca bir karar alıp kongre üyelik ücretini 750 tl gibi bir rakama indirip yıllık aidat tutarınıda 240 tl yapmamız halinde genç ve dinamik onbinlerce üye kulübe akın akın gelecektir..  günümüz ekonomik şartlarında bu paralar normal rakamlar ve Beşiktaşlıların büyük bir kısmının gonlünden kopa kopa verebileceği rakamlar bunlar..

bu iş iyi niyetle büyük bir reklam ve duyuru yolu ile iletişim kanalları kullanılarak yapılırsa 2 sene içinde 100.000 üyeye ulaşırız.

burada dikkat edilmesi gereken sızma olmaması ve art niyetlilerin kongre farelerinin üye yapılıp kongre üzerinde kirli oyunlar oynanması için çok iyi düşünüş bir üyeliğe  kabul komitesi kurmak 5 üye tarafından kulüp üyeliği için önerilmek başka diğer kabul şartları ve ince eleyip Öz Beşiktaşlıları kulüp üyesi yapmak  buradada iş Beşiktaş YK ve onun bu işe inanıp gönülden sahip olmasına bakıyor..

demokratik bir Beşiktaş istiyorsak YD nin ve türevlerinin egemen olduğu bir kongre ya da divan istemiyorsak fikrin ar ge nin büyümenin Şerefin Sebanın Beşiktaşını vitrine çıkarıp hep orada tutmak istiyorsak bu büyük bir gerekliliktir.

Avrupa da bunun bir çok örneği var yüzbini aşkın üyeye sahip kulüpler 38 euro 60 euro gibi yıllık ücretlerle bu işi götürüyor ve tabanlarını her geçen sene büyütüyorlar. bizde yapabiliriz  ama önce sayın Başkan Fikret bey ve YK buna ikna olmalı ve destek vermeli.

basit bir hesapla

100.000 üye X 240 tl aidat

24.000.000 tl yıllık gelir.

70.000 yeni üye gelecegini düşünelim 2 yıllık süreçte:

70.000 yeni üye X 750 (üyelik ücreti)
 bir kereye mahsus 52.500.000 tl

belki hayal ama asla imkansız değil.

2 Haziran 2018 Cumartesi

maaş bütçesinin % 35 küçülmesi üzerine


https://eksisozluk.com/entry/77474382


%35 küçülmeye gitmeyecek olan takım. %35 küçülme muhabbeti, futbol takımının maaş bütçesinin %35 küçülmesi üzerine söylenmiştir.

doğrusu da budur ayrıca, ben daha bu sezonun devre arası gelmeden diyordum; bu maaş bütçesi normalin çok üzerinde. şampiyon olsak dahi karşılanamayacak düzeyde diye. o zaman bir şekilde döndürüyorlardı, cenk'i sattılar futbolcu maaşlarını falan ödediler. şimdi elde avuçta bir şey kalmadı yine. transfer gündemi sessiz sedasız gidiyor ve öyle gitmeli. beşiktaş'ın futbolcu almaya değil öncelikle göndermeye ihtiyacı var. o zamanki hesaplarıma göre; beşiktaş'ın yıllık hiçbir şekilde kullanamadığı veya 3-4 maçta oynayan futbolculara ödediği maaş türk lirası cinsinden 55 milyon tl civarındaydı. aralık 2017'den bahsediyorum. euro'nun artmasıyla nereden baksanız yarım dönemde; 10 milyon türk lirası daha haybeye para ödenmiş oldu. 

değil beşiktaş, hiçbir türk takımının bu rakamları ödeyecek bütçesi yok, olamaz da. o yüzden ideali; yaklaşık 50 milyon euro (30 futbolcu) olan maaş bütçesini 40-42 milyon euro seviyelerine çekmektir. bunun için de en önce, negredo ve pepe'nin takımdan ayrılması gerekiyor. umarım bu yaz, benim beklediğim bu temizlik süreci yaşanabilir. 

önümüzdeki sezon; hiçbir fayda sağlamayacağından emin olduğum futbolcuların maaşlarını yazacağım, bunların gönderilmesi bile bahsi geçen küçülmeyi gerçekleştirecektir zaten.

aras özbiliz 1 milyon euro
veli kavlak 1 milyon 800 bin euro
boyko 1 milyon euro
mustafa pektemek 1 milyon 700 bin euro. 

toplam 5 maç oynamayan bu futbolculara ödenen ücret. 5,5 milyon euro, yanına pepe ve negredo'yu da koyarsan 14,5 milyon avroluk bir maaş yükünden kurtuluyorsun. bu da zaten total ödediğinin 3'te 1'ine denk geliyor.

daha önemlisi yeni alınacak futbolculara ödenecek ücretlerin standartı. maksimum sınır futbolcu üzerinden örneklendireceğim; 

larin gibi potansiyelli ama adı duyulmamış bir futbolcu için yıllık 1,2 milyon avro.
babel gibi futbolcular için 1.8 milyon avro.
medel seviyesindeki futbocular için de maksimum 2,2 milyon avro olmalıdır.

edit büdüt: beşiktaş'ın 82 milyon euro maaş bütçesi olduğunu yazan olmuş benden sonra, doğru bir bilgi değil. benim bildiğim en son yapılan beşiktaş futbolcularının maaşlarını içeren liste şu. 

liste devre arası transfer döneminden önce yapıldığı için de, ocak ayında gelen vida, larin, love gibi futbolcuların maaşları yazmıyor. yine de bu listedeki maaşları topladığınızda 45-50 milyon euro arası bir bütçe var. vida ve love'u da eklerseniz; 55 milyon olsun hadi en kötü. 82 milyon avro ne alaka çözemedim hiç.

ayrıca beşiktaş'ın ffp anlaşması gereği maaş bütçesi en fazla 59 milyon euro olabilirmiş, bu da yukarıda linkini verdiğim tweetin altında yazıyor.

edit büdüt2: 82 milyon euro bilgisi de doğruymuş, benim bahsettiğim sadece garanti ücret olarak ödenen meblağ. 82 milyon euro'nun içerisine, garanti paranın haricinde, maçbaşı, puan başı, teknik kadro, prim vb. gibi giderler de dahilmiş.

ekşi'den 26 temmuzda sezonu açacağız Beşiktaşımız biraz ağırdan mı alıyor ne


https://eksisozluk.com/entry/77601441


ön kabul: ben biraz sabırsız bir insanım. normal bir insan 0 ise ben -3'üm.

tanım: 26 temmuz'da 2018 - 2019 sezonunun ilk avrupa kupası maçına çıkacak olan takımım. 
bu durum düşünülecek olursa sanki biraz ağırdan mı gidiyoruz? 

kafamda deli sorular var.
sezonu ne zaman açacağımız belli oldu mu?
transferlerin tamamı yapıldı herhalde, bu konuda yaprak kımıldamıyor. saçma sapan spekülasyonlar oluyor. ulan bugün bryan ruiz yazıldı bu takıma. 

talisca neden alınmadı? oynatmak için değil yanlış anlamayın, satmak için. 
bir yerde okudum, 6 milyon euro imza parası istemiş. bu konu doğru mu?
sanki beşiktaş için önemli bir konu değilmiş gibi kimse dillendirmiyor.

oğuzhan yeni sözleşme imzaladı mı? imzaladı ise neden açıklanmıyor?
galatasaray söylentileri çıkıyor, bunu menajeri mi çıkartıyor? herkes ozzy sözleşme imzaladı yazıyor ama tolgay'ın sözleşmesi kap'a gönderilmişti diye anımsıyorum. ozzy'nin arsenal'le olan bir durumdan bekletiliyordu galiba ama onun da sözleşme ile beraber bitmiş olması gerekmez mi?

şenol güneş ilk olarak bir sağ bek istemiş diye bir haber okuduk, doğrudur. çok gerekli bir mevkiidir ama tek talep bu mudur? başka bir haberde ise bütçeye göre transfer falan deniliyordu. geçen seneki gelirler borç ödemeye gitti herhalde, bir türlü azalmayan her mali kongrede artan borca. 
lan pardon ya, euro artıp duruyordu değil mi? hani şu vagner love'a milyonlarcasını ödediğimiz euro. alvaro negredo'ya... bak aklıma geldi, ben bu adamları eleştirince bana atıp tutan itler vardı, hepinizin amına koyayım.

gelelim fikirlerime...

bir şekilde emre akbaba bu takıma kazandırılmalı, gerçekten iyi bir futbolcu. düzgün bir çocuğa benziyor. santrafor için 27 - 28 yaşlarında, topa hakim, süratli bir adam alınabiliyorsa alınsın, olmuyorsa larin ile başlayalım. bence o çocukta bir ışık var. 

sağ bek zaten olmazsa olmaz, rafinha olsaydı harika olabilirdi. top tier bir takımdan gelmiş, profesyonel bir futbolcu. iş ahlakı yaşının eksilerini kapatırdı, tıpkı adriano gibi.

şenol hoca'nın bu seneki en önemli hedefi orkan'ın bir şekilde bu takıma monte edilmesi olmalı. hocam lütfen bu çocuğu bize kazandırın. kendisi itlik yapmadığı sürece hata yapsa da oynatın. iyi çalışıyorsa tabii, çalışmayana ekmek yok. 

atiba sonunda gidiyor galiba, yerine birinin alınması gerekecek. bence en önemli transfer bu olacak. inşallah en az atiba kadar iyi profesyonel ama çok daha iyisini monte edebilirler. yoksa işimiz zor. medel reis süper bir oyuncu ama atiba'nın alan kapatmadaki başarısına (zaten bence tek başarısı buydu) defansif anlamda çok ihtiyacımız var. 

son tahlilde, eğer ki transferler için dünya kupası'nın bitmesi falan beklenecekse o iş biraz yaş olabilir. hele her sene olduğu gibi 31 ağustos beklenecekse bence bu sezondan da şampiyonluk ya da uefa başarısı beklemek hayalcilik olur.

sezon sonunda uefa kupası finali ve şampiyonluk dileğiyle..

28 Mayıs 2018 Pazartesi

Beşiktaş üzerine müthiş bir değerlendirme "genç ve dinamik bir ilk 11 kurmak zorunluluğu"


ilk yarı sabah akşam negredo övenler, takım
avrupa'da başarılı eleştirmeyin diyenler bakın ben 'efsane' gs maçından sonra bu takım bu futbolla ligi ilk üçte bitiremez demişim. niye demişim peki? müneccim miyim? hayır. beşiktaş bu yıl futbolun doğrularına dair hiçbir şeyi uygulamadı. bırakalım hakemi, renklisini, ofsaytını, kırmızısını. 

beşiktaş'ı 2 yıldır başarılı yapan etken neydi? topsuz oyundaki hareketlilikti. oyuncular bol bol yer değiştiriyor, boş bloklarda topla buluşup eninde sonunda boşluğu bulup sonucu değiştiriyordu. bu yıl ise topu veren yerinden maçı izliyordu. bunun sebebi ne? rehavet mi ? değil. bunun sebebi bu yılki takım iskeletini tamamen 30 yaş üstü adamlardan oluşturmamızdı. sen porto ile yüksek efor gerektiren maçtan çıkmış 33 yaşındaki gökhan gönülden, 34 yaşındaki adriano'dan, 34'lük quaresma'dan aynı performansı bir hafta iki kere bekleyemezsin. daha pepe'si, tosic'i, atiba'sı,babel'i, negredo'su var. hepsi 30 üstü isimler. takımın en enerjik ismi medel bile 30 yaşında. şimdi bu adamlar bu yaşta nasıl topsuz oyuna enerji yetirsinler de haftada yüksek tempolu iki maçı çıkarsınlar.

bu yılın başarısızlığını ben yönetimin transfer politikasına bağlarım. beşiktaş'ı huzurevine döndürdüler. bütün iskeleti 30 üstü oyunculardan kurdular. ilk yarı şenol güneş'e takıma topsuz oyun oynatmıyor diye kızıyordum ama bugün sakin kafa ile bakınca böyle yaşlı bir takım ile bunu kralı gelse yapamayacağının bilincindeyim. 

keza şampiyonlar ligi maratonu bittikten sonra, 2. yarı puan durumuna baktığımızda ise lider zaten beşiktaş. üstelik ilk yarı 3-0 yendiği galatasaray'a ve 1-1 berabere kaldığı başakşehir'e karşı kaybetmesine rağmen ligin lideri. 

umarım takıma yeni, daha genç bir ilk onbir iskeleti oluşturulur. biz eğer ki önümüzdeki yılları yama yaparak toparlayacağımızı düşünürsek maalesef boş boş yıllar geçireceğiz ve 3 yıl sonra keşke bu radikal hamleleri 3 yıl önce yapsaydık diyeceğiz.

kaynak:  https://eksisozluk.com/entry/77322112

Ekşiden genel bir Beşiktaş değerlendirmesi "küçülme konusu umarım doğru çıkmaz"

bütçeyi yarı yarıya düşürüp, gençleşme operasyonu adı altında rekabetçilikten uzak bir takım yaratmaya doğru
gitmiyor olmasını umduğum takımım.

son iki transfer haberi; dorukhan toköz ve ahmet canbaz

2004/2005 sezonunda da böyle bir şey deneyip, çağdaş atanibrahim akınberkant göktanmehmet sedefibrahim kaş gibi gençleri, diğer büyük takımlardan ve lig ekiplerinden topladığımız okan buruktayfun korkutmustafa doğanveysel cihankoray avcı gibi gereksiz oyuncularla harmanlayıp, tepesini avuçlamıştık. epeyce bir süre de o krizden çıkamadık.

maliyeti uygun diye oyuncu almak hatasına düşmememiz gerektiğini yönetime hatırlatmak lazım. transfer yapılmasa bile yalnızca talisca ve tosic'i bu kadrodan çıkartsak, aynı takım seneye yine şampiyonluğa oynar. bu sene hiç yararlanamadığımız gökhan töre'yi lens'in yerine, son maçlarda epey umut vaat eden larin'i de negredo'nun yerine ilk onbire monte etsek yine tehlikeli bir takımız. 

ayrıca, bu sene şampiyonlar ligine kıyasla daha az kırıcı olan avrupa liginde yer alıp, türkiye kupası kalabalığına da hiç girmeyeceğiz. karamsar olmak için bir sebebimiz yok.

en fanatik rakip takım taraftarları bile aşağıdaki kadronun bu yıl şampiyonluk için hiç şansı olmadığını söyleyemez;

fabri
gökhan(adriano)-pepe-mitrovic-adriano(caner)
tolgay-medel
töre-oğuzhan-babel
larin

yedek kulübesinde de hala oyuna etki edebilecek isimler olacak;

tolga
vida
fatih
necip
quaresma
pektemek
love
negredo

beni rahatsız eden tek şey, dünya kulübü olacağız, büyüyeceğiz, dış pazarlara açılacağız diye yola çıkıp, come to beşiktaş sloganı ile de epey sükse yaptığımız ve şampiyonlar ligini yenilgisiz lider bitirdiğimiz bir sezonun hemen sonunda küçüleceğiz açıklaması ve geçen seneki havanın sanki kalmamış olması. 

bu durumu 2003'de yaşamıştık. aynı tuzağa düşmeyelim, her şey yolunda gidiyor şu an. karamsarlık için bir neden yok.

https://eksisozluk.com/entry/77363721

22 Mayıs 2018 Salı

Beşiktaşta iyiler hep gidiyor bize de mavi bir hüzün kalıyor, yorulduk artık yordular

Biz mesela çok sevdik mi! Sevdik, peki ne oldu? Anlatayım efendim,
Bizim Beşiktaşlılar olarak kaderimizi Bergen yazmış olabilir. Kimi sevdiysek gitti, kimi beklediysek gelmedi, elimizden mutluluğumuzu zorla çaldılar, mavi formadan nefret eder hale getirdiler.  Bizki “göğe bakma durağında ’ki” o romantik çocuklardık, ama işte, mavi görmemek için gökyüzüne bakamaz olduk. Ne diyelim ki eksik kaldık,  Önce Gomez gitti, sonra İtalya’yı kendine mesken seçip Akçabat’da daireye razı olan Sosa, sonra Olcay.  Yaprak dökümündeki Ali Rıza Efendi gibi kaldık, kapı eşiğinde gelmesini bekledik, Gomez’in. Yerine gelen Abuş Bey ise, gol atmayı öğrendiği ilk gün yeni aldığımız I phone tel ile kaçıp gitti. Hani Porto’da bir daha oynamazdın be kral! Yerine gelen matador ise bildiğin çamaşır makinesi çıktı, seviyoruz ama işte, kelimeler boğazda düğüm düğüm.
Ya sen yeşil vadinin sahibi Tosun Paşa,  Gaziantep’ten ÖzGaziantep Turizm ile esenler otogarına inişin gün gibi aklımda, ne demek Everton, üşürsün be kardeşim, puslu memleket orası, neyse ağlamıyorum gözüme, 21 milyon Euro kaçtı (Fikret Orman). Gittin zaten Babel kendini İnstagram’a verdi. Huwai mat20 ile fotoğraf! (Reklamlar)!
Herkes gidiyor işte.
Biz sen de tutuklu kaldık be Gomez, 20 forvet dolaştık, 10 golü geçemediler.  El alemin forvetleri top yiyor top, gel gör ki cebimizde ne var ne yok verdiğimiz 4 tane forvet toplam 15 gol attılar, 15 kanka 15! İnanabiliyor musun?
Herkes gitti, Pektemek hala bizde. Esat devrildi, Pektemek hala bizde ama gol atamıyor inanabiliyor musun Gomez? Boyun posun devrilsin inşallah Gomez, ellere yar olma emi!
Bizde herkes gitti, ben bizi Sezen Aksu şarkısına benzetiyorum Gomez’im, hele Tosic ile Talisca’da gidince iyice öyle olduk.
Zülfü Livaneli’nin Sezen Aksu ile ortaklaşa yaptığı “Belalım” şarkıda gizli her şey. Bu şarkının sözleri Talisca için, Bestesi de, her maç mutlaka 2 3 gol önledikten sonra hata yapan Tosiç’e yapılmış, öyle dedi Livaneli reis, oda çok yaşlandı, “kardeşimin hikayesi” adlı kitabını mutlaka oku!
“Uçurum uçurum gözlerine baktığım sensin
Prangalarca boynuma taktığım sensin
Dağ gülleri gibi gibi hasret çektiğim
Her gece uyku diye yattığım sensin
Yanarım, yanarım
tutuşur yanarım
kavurur ateşim
seni de beni de belalım
Gün değmemiş ormanlarda yittiğim sensin
Ömrüme ömür diye kattığım sensin
Deli deli boranlarda aç denizlerde
Teninin tuzunu canım tattığım sensin”
Beşiktaş’tan kim giderse gitsin içi burkuluyor insan olanın, sevgiliye eşe dosta akrabaya veda gibi. Son kez sahaya çıkıp 2 gol bir asist yapan mı dersin, yoksa “üçlü çektir kartala” denmeden kendiliğinden ellerini Allah’a yakarır gibi kaldırıp son üçlüsünü çektiren mi! Büyüyen gidiyor yuvadan uçuyor işte. Geride oğlunu çocuğunu gurbette yollamış anne baba gibi kalıyoruz. Biri Çin’de, biri İngiltere’de biri bilmem nerde. Seni hiç demiyorum renkli gözlü, sarışınım, seni hiç demiyorum! Özledik mi özledik valla ama işte ne yapacan! Yaşamak dediğin şey bu işte.
Bizim sevdamız tabki de renklere, renklerin içindekiler de önemli, insan bir burkuluyor be, bir boşluğa düşüyor düşünebiliyor musun? Pektemek hala bizde ve gol atamıyor, hala geçen gerçi bir tane çarpıp girdi ama atı alan TFF’yi çoktan geçmişti.
Şenol Hoca gitmesin diye günlerce dua ettik, oligarşiye kafa tuttuk Gomez, bak bu adam seni Alman milli takımına sokan adamdır ha bilesin. Sende yaşlandın, kadayıf teli gibi oldu bir yerlerin ama sen başkaydın be, 40 teker kamyon gibi kükrerdin üstüne stoperlerin.
Şimdi herkes gidiyor, başımızın tatlı belası da geçenlerde teşekkür etmiş, tirivela reis. O da başka adam be’ tanıyorsun zaten…
Biz aynıyız, aynı yerde, aynı renklerin altında, aynı tarafta, aynı haksızlıklarla devam ediyoruz.
Boyun posun devrilsin Gomez, ellere yar olma inşallah.
Ha unutmadan Necip bir acayip oldu, nazar değmez inşallah!
Şarkı şöyle devam eder Gomez Reis!
Yanarım, yanarım
tutuşur yanarım
kavurur ateşim
seni de beni de belalım

Damga damga göğsüme vurduğum sensin
Öfke dolu şehirlerde bulduğum sensin
Yer nerede gök nerede ben neredeyim
Diye diye sınırlara geldiğim sensin

Yanarım, yanarım
tutuşur yanarım
kavurur ateşim
seni de beni de belalım.

Seneye görüşmek üzere,

18 Mayıs 2018 Cuma

Sinan Vardar'ın bugün ki köşe yazısı ''Beşiktaş gerçekleri''





Geçtğimiz pazar günü Beşiktaş'ın Mali Genel Kurulu gerçekleşti. Kulübün ekonomi gidişatından memnun olmayan ve bu konuda ne yapılmasıyla ilgili öneriler getiren 6 arkadaşımız genel kurul divan kurulunun onayıyla konuşma yapma fırsatı buldu.
Bu konuşmacılardan biri de bendim. Köşemde fazla ayrıntıya girmeyeceğim. En büyük eleştiriler Beşiktaş'ın; diğer bir çok kulübün da olduğu gibi şeffaf olmaması...
Örneğin BJK TV'de konuşmacılara yasak getirilerek mali genel kurulda sadece başkanın konuşmasının yayınlanması, diğer konuşmacılara böyle bir olanak sağlanmaması ayıptı.
Konuşmacılardan biri Seyit Ateş'ti. Çok detaylı bir çalışma yapmış. Ateş, Beşiktaş Stadı'nın devlet tarafından yapılabileceğini fakat Fikret Orman'ın stadın kulüp tarafından yapılmasını tercih ettiğini vurgulayarak; devletin statlarıyla, Vodafone Park Stadı'nın maliyetleriyle ilgili çok çarpıcı detayları bir bir anlattı.
Diğer konuşmacılar da kulübün mali yapısının hiç de iç acıcı olmadığını bu konuda neler yapılması gerektiğini de çok güzel anlattılar.
Çok seviyeli bir mali genel kurul yaşadık. Bizlere de söz hakkı veren Divan Kurulu başkanlığına ve kulüp yetkililerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Konuşmalardan sonra Fikret Orman eleştirilere yanıt verdi. Bana da en kuvvetli olduğum ve Beşiktaş için varımı yoğumu harcadığım altyapı için tenkit getirdi.
Altyapıda kurduğum Beşiktaş Futbol Araştırma Merkezi (BEFAM) projesiyle 6 Milli oyuncu çıkardığımızın farkında değil.
6 yıldır Beşiktaş altyapısından ne Ümit ne de A milli oyuncu çıkmadı. Şu anda da kadroda BEFAM kökenli Necip ve Atınç'ın da olduğunun farkında değil galiba ki; bu konuda beni eleştirdi.
Ben de kendisine cevabımı verdim. Bir kez daha hatırlatayım;
Atınç'ı 15 bin TL'ye almıştık, o Atınç kulübe 6 milyon euro para getirdi.
Necip de şu anda bence en sevilen futbolcularından biri.
Başkan lütfen hep geçmişi eleştirmeyi bırak, doğru işleri de takdir et!
Artık kulüplerimiz şeffat bir yönetim şekli benimsemeli.
Yine konuşmamda Süper Lig AŞ. ile ilgili bir soru yönelttim. Mecbur kaldığınız bu konuya çok kısa bir şekilde değindiniz. Bu konunun daha geniş bir şekilde Beşiktaş camiasına açıklamanız çok önemli. Bu konunun çok ciddi bir şekilde takipçisi olacağım.

Transferler!
Başımıza ne geliyorsa kulüplerin ekonomilerinin berbat oluşlarından geliyor. Beşiktaş, Cenk Tosun gibi golleriyle şampiyonluk getirecek bir futbolcuyu devre arasında sattk. Bu bir rekor satıştı. Emeği geçenlere teşekkürler. Negredo ve Vagner Love ve Larin'e verilen para Cenk'ten gelen paradan daha fazla. O zaman burada bir yanlışlık yok mu? Şampiyonlar Ligi'ne gitseydik 250 milyon TL gelecekti. Bu ayın sonuna kadar futbolculara ödenecek rakam 24 milyon euro. Tosic'in 5 milyon euro'ya Çin'e satılışı mükemmel! Hatta Tosic;
Beşiktaş'a transfer olurken futbol dünyasındaki en sevdiğim dostlarımdan biri olan rahmetli İlhan Cavcav'la görüşmüştüm.
O da bana Tosic'in vasat bir sol bek olduğunu ve kendisiyle sözleşme yenilemediğini belirtmişti.
Ben de ilk başlarda Tosic'i eleştirmiştim. Fakat Dusko Tosic; Şenol Hoca'nın öngörüsüyle stopere kaydırıldı ve bazı hatalarına rağmen çok başarılı oldu. Galiba ona özür borcum var. Özetle Tosic 32 yaşında, bonservissiz alındı. Onu satan yetkilileri tebrik ediyorum.
Beşiktaş'ta Talisca gidici gibi.
Daha bir kaç yıldız oyuncunun daha satılması gündemde.
Artık çok akıllı davranmak gerekiyor. Dünyanın en yaşlı futbolcuların oynadığı lig;
Türkiye ligleri. Ülkemizde 270'e yakın yabancı futbolcu var. Sadece yüzde 10'nu milli takımlarında oynuyor. Bu istatistiğe dikkat ederek yapılacak transferler mutlaka Şenol Hoca'nın onayıyla yapılmalı.
Bu takım gençleştirilmeli.
Kulübün borcunu, "O yaptı, bu yaptı" tartışmasını bir kenara bırakalım, geleceği bakalım.
Bundan sonra kulübün harcamalarına çok dikkat edilmeli.
Olmazsa olmaz; Güneş, Beşiktaş'ta kalmalı ve hatta altyapı dahil tüm futbol organları Şenol Hoca'ya bağlanmalı.
Geçmiş yıllarda futbolla ilgisi hiç olmayan ve de başkanın etrafını saran yancılardan bir an önce kurtulmalı. İnanın bu kişiler büyük zarar veriyor ve futbol camiasında çeşitli şaibeler ciddi ciddi konuşuluyor.
Yani özetle hemen hemen Türk kulüplerinde olduğu gibi Beşiktaş da bilhassa futbol yönetiminde kurumsallaşmalı. Ve onursal başkanımızın kulüp de masraf olmasın diye elektrikleri bile kapatması örnek alınmalı.

Sevinçler ve hüzünler
Türkiye'deki hemen hemen tüm kulüp yöneticilerini tanırım.
Ama özellikle bazı kulüplere sevgi ve saygım vardır.
Bunlardan biri de G.Birliği...
Süper Lig'de bu sezonun ismi İlhan Cavcav'dı. İlhen Ağabey;
G.Sirliği'ne büyük hizmetler verdi. Borçsuz ve kasasında 60 milyon TL bıraktığı çok sevdiği kulüp küme düştü. Umarım Ankara ekibi İlhan Cavcav'ın ilkelerine geri döner ve yeniden o başarılı günlerini yakalar.
Boluspor Başkanı Necip Çarıkcı çok iyi işler yapıyor.
Büyük bir mücadele ile sıfır borçla yönettiği Kulübü Süper Lig'e çıkma şansını Play- Off'ta kaybetti. Çok üzüldüm.
Çünkü Boluspor düzgün yönetiliyor.
Tabii ki Erzurumspor ve Gaziantep Gazişehir'e de finalde başarılar dilerim.
Ziraat Türkiye Kupasını müzesine götüren Akhisarspor'u da tebrik ederim.
Sevgili dostum Hüseyin Eryüksel ve yöneticileri 6 yıldır büyük bir başarı hikayesi yazdılar. Süper Lig'de küme düşme tehlikesi yaşamayan Sivasspor'a, başkan Mecnun Odyakmaz ve teknik direktör Samet Aybaba'ya da tebriklerimi sunarım..

17 Mayıs 2018 Perşembe

gençleşme yeni oyuncularla kadroyu takviye etme zamanı


son 4 senedir elinde ciddi bir jenerasyon vardı (bunu daha önceki yazılarımda belirtmiştim son 3-4 yılda belli bir başarı beklediğimi söylemiştim) ki son 4 senede 2 şampiyonluk ile beni yanıltmadılar. 


lakin artık kadro yaş ortalaması (ve başarıya doygunluk) epey yükseldi. kadroya özellikle +30 yaş üzeri jenerasyonun yerine yeni oyuncular adapte etmeleri lazım. açıkcası ben bu sene de şampiyonluk bekliyordum ama 2. yarıda gösterdikleri 38 (belki son maçla 41 olacak) puanlık performansa galatasaray ve diğer rakipleri iyi direnç gösterdiler ve farkın kapanmasına engel oldular. (özellikle ekim ve kasım ayındaki performans düşüklüğünün bedelini ödediler diyebiliriz.)

ligi son 2 haftaya kadar taşıdılar ve son haftada da şampiyonlar ligi iddiaları devam ediyor. nasıl ki fenerbahçe şampiyon olmak için başakşehir ve galatasaray'ın kaybetmesine ihtiyacı var ise kendilerinin de şampiyonlar ligi için fenerbahçe ve başakşehir'in kaybetmesine ihtiyacı var.

2 sene üst üste gelen şampiyonluktan sonra çok da kötü geçmeyen bir sezon ile kaybedilen şampiyonluk takım içinde hakim olan "biz mükemmeliz bizden iyisi yok" tarzı psikolojiyi de düzeltir umarım.

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Bugün itibarı ile Beşiktaş kombine satış adedi


passoligten alınan ve  kulübün verisi ile de tutan sayılara göre Beşiktaş 31.400 adet koltuğu  kombine olarak  sezonluk satmış   durumda.


passo.com.tr  de an  itibarı  ile satışlar   devam   ediyor  ancak   4-5-6-7-8 nci  kategorilerde  tek  boş   koltuk yok.


passo.com.tr

https://www.passo.com.tr/tr/clubs/besiktas/ticket.aspx?series=ff9cc986-3128-e811-80fe-00155d14366f

Ali Ece Osmanlı Beşiktaş maç yazısı

kaynak:
http://www.fanatik.com.tr/yazarlar/ali-ece/ikinci-yarida-duzeltti/1370935

Evet Beşiktaş’ın savunmasında çok eksik var. Ancak yenilen gollerin hiçbiri kollektif savunma hatasından değil. Tam aksine bireysel hatalardan kaynaklandı. Haftalardır orta sahada takımın kalbi olan Medel’in neyse de geldiğinden beri hayal kırıklığı yaratan Vida’nın hatası tolere edilecek cinsten değil. Beşiktaş bir dahaki sezon için şimdiden Vida ile ilgili kararını vermeli. Eğer seneye sürekli oynayacaksa Vida’nın sezonu Beşiktaş takımından bile önce açması gerekiyor. Buna karşın bütün sezon çok az süre bulsa da kendisini sürekli hazır tutmayı başaran Necip’i tebrik etmek lazım. İkinci yarıda Necip’in orta sahaya geçmesiyle Beşiktaş toparlandı. Evet Beşiktaş tarihinin en yetenekli futbolcularından bir tanesi değil ancak bu profesyonelliğiyle saygı duyulması gereken bir isim. İlk yarıda bu sezonun en kötü Beşiktaş’ı vardı. Şenol Güneş, ikinci yarıda doğru değişikliklerle elindeki kısıtlı malzemeden çıkartabileceği en iyi formasyonu çıkardı.

Gecenin sorusu

Siyah- Beyazlılar neden ilk yarıda hücum ederken sadece orta yaptı? Bu ortaları neden ısrarla ‘Nobody’nho’ya yaptı?

Maçın starı

Osmanlıspor’un yıldız ismi Serdar Gürler, Beşiktaş karşısında da bireysel açıdan tüm yeteneklerini sergiledi. Takımının iki golünü kaydeden Serdar’ın bu çabası Osmanlı’nın puan almasına yetmedi

Maçın olayı

Serdar Gürler’in harika röveşata golü estetik açıdan, Jeremain Lens’in ise alışık olmadığı sol bekte sağ açığa göre daha az kötü oynaması taktiksel açıdan maçın olayıydı.

Kısa mesaj

2. yarıdaki Oğuzhan Özyakup eski günlerine dönme sinyali verdi. Eğer sezon başından beri Oğuzhan formda olsaydı Beşiktaş halen şampiyonluk mücadelesi veriyordu.

Rıdvan Dilmen Osmanlı Beşiktaş maç yazısı


kaynak:  https://www.fotomac.com.tr/yazarlar/ridvandilmen/2018/05/14/klas-farki

Mustafa Pektemek'in attığı golü gördükten sonra Süper Lig'de ikinci yarıda Beşiktaş'ta gol atan Türk futbolcu yokmuş.
İlk Mustafa oldu. Gerçekten nerede bu alt yapılar? Nerede bu genç oyuncular? Beşiktaş'ta bugün çok da eksik vardı üstelik.
Bu oyuncuları oynayarak kazanıyorsunuz.
Türkiye'de zorunlu tutmalısınız 1-2 tane oyuncuyu. 2 oyuncuyu zorunlu bırakırsanız, kulübede de 4-5 tane yerli oyuncuyu bırakırsanız, oynata oynata geliştirirsiniz. Maça gelecek olursak, Osmanlıspor açık futbol oynamak zorundaydı. Çünkü kazanma mecburiyetleri vardı. Beşiktaş ise eksik gelmesine rağmen klas oyuncularıyla galibiyet uzandı ve Şampiyonlar Ligi ümidini devam ettirdi..

Metin Tekin Osmanlı Beşiktaş maç yazısı


kaynak:   https://www.sabah.com.tr/yazarlar/spor/tekin/2018/05/14/kazanma-refleksi

 Beşiktaş'ı ilk yarı ve ikinci yarı olarak nasıl değerlendirirsiniz?
 ilk yarıda ihtiyacı olan skoru buldu ama işin içine kalite girince  kazanmayı başardı. Osmanlıspor'un Beşiktaş'ı yenmek için tek şansı vardı: Mücadele ve tempo. İlk yarıda bunu çok iyi yaptılar ama ikinci yarıda mücadele güçleri azalıp, tempoları da düşünce Beşiktaş oyunu ele aldı ve kazanmayı da bildi. Sonuçta hiçbir takım mağlup olmak istemez ve Beşiktaş da yenilgiye karşı bir refleksle mücadele etti.

 Güneş'in 11'ini ve değişikliklerini nasıl buldunuz?
İlk 11'e baktığımızda Larin'i gördük. Belli ki Şenol hoca da onu görmek istemiş. Larin hakkında 'Nasıl?' diye sorsanız hala net bir şey söyleyemem. Ama iki maçtaki performansına göre gole yakın olduğunu söylemek mümkün. İkinci yarı oyuna giren  de bütün yılın oyun açlığını gidermek istercesine hırslıydı ve onun gol iştahı da skorda etkili oldu.
Tolgay'ın sakatlanmasından sonra 'in yaptığı değişiklikler ise biraz da mecburiyettendi ve maçı çok farklı isimlerle tamamladı Beşiktaş bu yüzden.

 Öne çıkan oyuncular?
Oğuzhan... Oyun kalitesi ve futbol becerisi ile skorda etkili oldu Oğuzhan... 'nın da sezonu kapattığını gördük. Bu zaman zaman doğaldır. Hedefler azaldıkça konsantrasyon da azalır futbolda. Talisca da bu durumu yaşıyor.
Sonuçta Beşiktaş mağlup olmama refleksi ile skoru lehine çevirmeyi başardı. Ve artık oturup son haftayı bekleyecek. Şampiyonluk şansı bitse de küçük de olsa bir ihtimal dahilinde olan Şampiyonlar Ligi şansını zorlayacak artık Beşiktaş.

Güntekin Onay Osmanlı Beşiktaş maç yazısı


kaynak: http://sampiy10.gazetevatan.com/guntekin-onay-1165969-sampiy10-yazar-yazisi-sorumluluk-duygusuyla/

BEŞİKTAŞ, formasının olduğu her yerde kazanmak için oynar ve oynamalıdır. Çünkü bu maç ligde düşme hattındaki bütün takımları ilgilendiriyordu. Spor ahlakı ve sorumluluğu bunu gerektirir. Beşiktaş dün birçok eksiğe ve olumsuzluğa rağmen kazanmak için oynadı. Yenik duruma düşmesine rağmen maçı bırakmadı ve 2. yarıda bulduğu 3 golle bunu başardı.
ŞENOL Güneş oyun içinde yaptığı hamlelerle, oyuncu ve pozisyon değişiklikleriyle ibreyi lehine çevirmeyi başardı. İlginç olan ise Lens’in sol beke geçmesiydi. Açıkçası ben de Lens’in kariyerinin bundan sonraki bölümünde sağ beke evrilebileceğini ve bu bölgede ofansif olarak daha faydalı olabileceğini düşünüyorum. Ama tabii ki öncelikle, oyuncunun bunu kabul etmesi ve buna odaklanması gerekiyor. 
LENS, BEKE EVRİLEBİLİR
AntonIo Valencia, Manchester United’da iyi bir sağ beke dönüştü. Lens için de böyle bir pozisyon değişikliği neden olmasın. Çünkü kapalı savunmalara karşı önde oynadığı zaman verimlilik sağlayamıyor. Açık alanda hızıyla daha etkili. Yüzü dönük ve daha geniş mesafede oynamak, bu tip oyuncular için daha kolaydır.
DÜN Beşiktaş’ta yenilen ilk golde Medel’in, 2. golde Vida’nın hataları vardı. Oyuna sonradan giren Mustafa Pektemek ve Vagner Love’ın golleriyle Beşiktaş kazandı ve ligde az da olsa devam eden ikincilik iddiasını devam ettirdi. 

Ahmet Çakar Osmanlı Beşiktaş maç yazısı


kaynak:  https://www.sabah.com.tr/yazarlar/spor/cakar/2018/05/14/defans-tatildeydi


Beşiktaş için formalite maçı gibi görünüyordu...
Ama Osmanlıspor kümede kalmak için mutlaka puan ya da puanlar almak zorundaydı...
Dün geceki maç için söyleyeceğimiz Beşiktaş, hücumu ile kazandı ama yaptığı defans hatalarıyla pekala maçı kaybedebilirdi.
İlk yarıya baktığımızda Beşiktaş'ın net gol pozisyonu yok. Buna karşılık , tek başına Beşiktaş'ın savunmasını allak bullak etti... Bu yarıda Osmanlıspor, Serdar'la öne geçti. Bu golde Medel'in ciddi hatası var. Serdar'ı arkasına kaçırdı, Serdar da kaleci ile karşı karşıya kalıp, iyi vurdu.
Bu dakikadan sonra da Beşiktaş bir şeyler yapmak istiyor ama kontratakla pozisyonları bulan hep Osmanlıspor oluyordu. ikinci yarı roller değişti.
Beşiktaş bu maçı kaybettiğinde belki de dedikodulardan korkmuş olacak ki vitesi arttırdı.
Art arda golleri buldu. Bu arada tabii  de sahadaydı.
Beşiktaş öne geçtikten sonra bu kez sahneye Vida çıktı.
Vida deneyimli bir oyuncu, üstelik Hırvat 'nın stoperi.
Ama dün gece öyle bir hata yaptı ki ona hiç yakışmadı. Maçın yıldızı Serdar Gürler bu sefer de harika bir röveşatayla beraberliği getirdi.
Aslında bu dakikadan sonra maç Rus ruletine döndü... Osmanlı da kazanabilirdi Beşiktaş'ta... Ama kazanan Vagner Love'ın golüyle Beşiktaş oldu. Beşiktaş dün gece sadece 3 puan kazandı ama belki de Osmanlıspor küme düştü.
Beşiktaşlı oyuncular için konsantrasyon çok zor, Osmanlısporlu oyuncular içinse puan durumu ve stres çok güçlü...
Sonuçta; Osmanlıspor bu kadro ile düşerse ki artık kalmaları mucizeye bağlı yazık olacak...
Dün gece çok güzel goller attılar ama kötü goller yediler.
Genel olarak 'yı beğendim. İyi maç yönetti, doğru kararlar verdi ama bir pozisyonda emin değilim. O da ikinci yarının hemen başında direğe vurup çizginin üzerine veya içeri düşen topta yardımcı 'devam' dedi. Zor bir pozisyondu.

12 Mayıs 2018 Cumartesi

bu seneyi unutmayın Beşiktaş vs TFF


ülkede başka futbol gündemi yokmuşçasına koskoca köşe yazısının tamamını ''arda turan'a fazla ceza verildiye'' ayırmak


kaynak: https://www.fotomac.com.tr/yazarlar/ridvandilmen/2018/05/12/sen-futbolu-birak

Az vermişler! Aslında 30'lu yaşlara geldiği için bence 4 sene verseler daha iyi olurdu. Futbolu bırakmış olurdu. Zaten bu kararın "Sen futbolu bırak" demekten başka bir karşılığı yok. Tabii ki bu ironi.
Bu demek değildir ki benim Arda ile olan sevgi ve saygımdan dolayı farklı yorumlayabilirler.
Ben Arda'nın kesinlikle hatalı olduğunu, şimdiye kadar olmadığı kadar hatalı olduğunu ve cezanın da muhakkak olması gerektiğini söylemiştim. 4 Büyükler'de olsaydı bu cezayı almayacağını herkes biliyordur.
Açıkçası daha önce alınmış kararlar ve bu kararın da '16 maçın şu kadarı şundan, bu kadarı bundan' diye bir açıklama olursa biz de tatmin oluruz.
Arda evet ceza almalıydı.
Arda yanlış yaptı ama tarihin en büyük cezası buysa, ben çok yanlış bulmuyorum, toplumun bir kısmının gönlündekini verdiler maalesef.
Arda CV'siyle birlikte örnek bir ailenin çocuğudur.

Saçma sapan bir karar

Özellikle büyük oyuncu olmak ve belli bir yere gelmek Türkiye'de maalesef rahatsız edici. Buna insanların ekmeğine yağ sürdü. Daha önceki milli takım olaylarında benim görüşüm ve bakışım farklıydı. Burada ben Arda'yı hatalı buluyorum. Arda'nın ceza alması gerektiğini düşünüyorum.
Ama ben kötü örneğe, kötü örnekle cevap vermek istemiyorum. Ama bu 16 maçlık cezayla; TFF'nin ve bu kurulların bugüne kadar aldığı veya alamadığı saçma sapan, adil olmayan kararlarına bir yenisini daha ekledi.
Eğer bu adil bir kararsa daha önce niye saçma sapan eksik kararlar veriliyordu.
Arda'nın ceza alması doğru ama 16 maçlık ceza hukuka uygun mudur?
Hukukçular tartışsın.
Ama vicdani olarak Kemal Hocaya, yardımcı hoca Erdinç Hocaya davranışını tabii ki eski bir futbolcu olarak tavsiye etmem mümkün değil.
Ama 'Arda Turan gibi bir oyuncuya 16 maçlık ceza verdik görün bundan sonra yapamaz oyuncular' diyorlar ya...

Kasıt ve intikam duygusu var

Hepimiz Allah nasip ederse yaşayacağız ve göreceğiz, bunun iki mislisini yapan kişilere bugüne kadar vermedikleri gibi gene vermeyecekler.
Bu yüzden de Arda'yı toplumun gözünde itibarsızlaştırmaya en son federasyon da alet olmuştur. Hukukçular ve Disiplin Kurulu da alet olmuştur. Tabii ki ceza almalıydı, belki 7 maç almalıydı.
Ama bu kasıtlı, bilerek, isteyerek, intikam duygusuyla alınmış bir karardır. İntikam derken, uçakta yaşananlar, kendilerine göre ilk başta. İşte TFF Başkanı Yıldırım Demirören ile teknik direktör ya da gazeteci ile olanınkini savunmuyorum. Beklediler, beklediler, 'Arda'ya biz ne yaparız?' diye, maalesef Arda da sinirlerine hakim olamadı, istediklerini verdi onlara.
Onlar da öyle bir aldılar ki maşallah Türkiye rekoru kırdılar.
Adımın Rıdvan Dilmen olduğu kadar eminim bir daha da böyle bir maç cezası, kurbanlık koyun bulmazlarsa Anadolu'da asla ve asla veremeyecekler.
Geçmişten birikimlerle büyüyen bir intikam kararıdır.
Ama şimdiye kadar muntazam şekilde hukuku uygulayan bir federasyon olsa ve hakikaten hukuki olarak tatmin ederlerse saygımız sonsuz.
Arda'nın futbolculuğu, Arda'nın Milli Takım kaptanı olması, yaptıklarının doğru olduğunu anlatmaz ama Arda'ya bilinçli, kasıtlı şekilde ayların yılların verdiği birikimi kamuoyuna sundular maalesef.

Kurullar inandırıcı gelmiyor

F.Bahçe-Beşiktaş maçının tekrarı konusunda yakın bir tarihte TFF tekrara karar kıldı. Ama aynı TFF kurulları F.Bahçe'ye 3 maç ceza ve tarihi 1 milyon TL ceza verdiler.
O zaman F.Bahçe bu kadar cezayı hak edecek bir davranışta bulunduysa niçin Beşiktaş 3-0 maçı kazanmadı?
Yani bu disiplin kurulunun aldığı bu kararı benim bir spor adamı olarak adil bulma şansım var mı?
Bunu adil bulmam için daha önceki cezaların da adil verilmesi gerekiyor.
Ama sonuçta bugüne kadar adil olmayan yüzlerce dosya açıkladılar.
Bunu kamuoyu da, toplum vicdanı da biliyor.
Mesela Beşiktaş'ta Pepe'nin bir maç sonra oynamasının mantığını bana anlatmaları lazım. Pepe'yi bir maç sonra oynatan bir kurul veya geçen senelerde hiç ceza vermeyen kurul, bana inandırıcı gelmiyor. Arda ayların yılların verdiği birikimle adeta istifra etti. Eğer 7-8 maç olsa, asla bunları söylemem. Arda hatalıdır ama bu yapılan da kişisel problemlerinden kaynaklanmaktadır.
Bunun iki katını yapan insanları bir maç sonra oyunda ya da kulübelerde gördük.

.

About