8 Ağustos 2017 Salı

Ercan Güven: "ya Beşiktaş kazansaydı"

Kaynak: http://m.milliyet.com.tr/ercan-guven/ya-besiktas-kazansaydi--2498125-skorer-yazar-yazisi/



Kupa, futbol, mücadele, stat, seyirci süper de... Ya son dakika penaltısını Pepe değil de Moke yapsa, Adriano atsa, Beşiktaş kazansaydı ne olurdu Samsun’da?..
Sezonu başlamadan bitirecek bir facia yaşanabilir miydi?
Var mı “hayır” diyebilen?
Baksanıza; sözde “didik didik” aranmış seyirci maça “sağlam” gelmiş!
Ve daha önemlisi bilenmiş...
Bileyen kim?
Siyaset.
Türkiye’yi karpuz gibi ayırıp iki tribüne koymuşlar sanki.
Birbirlerinin parçası ama birbirlerine karşı insanlar.
Sakın kulüp renkleri, hedef gerilimi gibi çocukça nedenlerle ilişkilendirmesin kimse. Burada futbolun ve rekabetin yüzde beş etkisi yok.
Sahada maç değil ilkokul müsameresi olsa fark etmez; bazıları “hadsizlere haddini bildirmeye” gelmiş o kadar.
Maytapla, meşale ile, taşla, hatta bıçakla peşrevi yapmışlar, kıvılcım bekliyorlar. Gol tetikleme... O kadar ki, golü atan tarafın taraftarı saldırıyor sahaya.
***
Siyah tişörtlü adamı siz de görmüşsünüzdür; bir yandan güvenlikle kavgaya devam, bir yandan tribüne “inin aşağı” işareti yapıyor üzeri çıplak arkadaşı derdest edilirken.
İnsinler de nereye?
Hem niye?.. Galipsin işte. Keyfini çıkarsana. Hatta terbiyen el veriyorsa aşağıla rakipleri! Ona bile razıyız.
Ama yetmez... Haddini bildirecekler “vatan hainlerine”!
Evet, böyle bir psikoloji içinde travma sonrası stres bozukluk içindeki yalnız ülkemin kalabalık halkı. Ve kendi hesabını kendisi görmek gibi feci bir hukuki-sosyolojik arıza içinde.
Ne yapsa batıyor karşıdaki.
Marş, pankart, slogan bahane.
Stada pompalı sokabilseler, pırıp pırıl yapacaklar memleketi ama yasak!.. Bıçak falan idare ediyorlar.
***
Sırası gelmişken... O sahaya atılan sustalı değil. Ona “kelebek” denir ve “çift etkilidir”! Kesici-delici yeteneği yanı sıra aslında “şakur şukur” havalı açılışı ile karşıdaki adama dehşet verir.
Amerika’daki motorcular ile bilumum ülkedeki suç motorlarının vazgeçilmez aletidir. Quaresma’nın eli ne kadar yatkın görmüşsünüzdür. Lizbon limanlarında epey dolaşmış olmalı buluğ çağında.
Neyse magazini bırakalım olayın vahametine odaklanalım.
Gerçek şu ki, milletteki bu köpürme halinin futbola yansımış şekli, kulüplerin, federasyonun disiplin ve dizginiyle vazgeçirilecek aşamayı çoktan geride bırakmıştır. Aşar onları.
Olay önce polisiye sonra siyasidir.
Ben bir tiyatro oyununda sahneye bıçak atsam ne olur?.. ABD’de vurulma ihtimalim vardır... Burada polis gelir, beni gözaltına alır. Ne geçmişim bırakılır ne geleceğim incelenmedik. Bağlantılarım, konut araması falan derken, epey zaman güneşi göremem.
Fazlasını istemiyoruz ki emniyetten, adaletten.
Gerisi siyasetten... Kutuplaştırmamak lazım bu ülkeyi. İnsanı insana hasım, düşman etmemek lazım. Hata yapanın niyetini, hayat felsefesini falan bir kenara bırakıp dışlamak lazım.
Gençliği spor yapmak yerine spora seyirci kılmamak lazım. Politikayı özetlemek uğruna “düşman göstermek” parantezine tıkmamak lazım.
Lazım da lazım...
Ha, bu arada bir uyarı da bizim meslektaşlara... Aklınızda olsun bu Quaresma’ya fazla bulaşmamak lazım; gözyaşı dövmesi mostra, aslında kulağı kesik gibi geldi bana.
Son söz Beşiktaş’a... Gönülden teşekkürler Kara Kartal.
Mağlup olduğu halde törende bekleyip rakiplerini alkışlamak bir yana, mağlup olarak olası bir faciayı önlediği için.

1 yorum:

Lütfen değerli yorumlarınızı bizlerle paylaşınız.

About