18 Ocak 2018 Perşembe

daha güçlü destek vakti: bir ekol yarattık ve tüm gözler üzerimizde

2 sene üst üste belki en anlamlı şampiyonluk… Avrupa’da ses getirmeye de devam, lakin artık önümüze bakma vakti…
Come to Beşiktaş ile hemen hemen bütün dünyada tanınırlık ama!
Şimdi belki de milat olacak şekilde tam destek.
Sahada isterse a2 takımından gençler olsun, isterse yeni transferler, artık kim olacaksa tam destek susmak yok, küfür yok. Eleştirmek, hocam şöyle oynayalım, bu takım niye oynamıyor, ortadan oynayalım demek var ama küfür yok, oyuncuya yorum atıp git demek yok moral bozmak yok, ergen ergen davranıp sosyal medyanın diline düşmek yok, espri var eleştiri var ama küfür hakaret yok, susmak asla yok!
Eğer bu senede ipi göğüslersek, şişirip Arap şeyhlerine satmak isteyecekleri İBFK büyük ihtimalle seneye yarışta olmayacak. Avrupa’da rotasyon yapıp iktidarın desteği ile bilmem kaç milyon yuroluk adamları alan ama satışı vitrini geliri olmayan bu “ yeni psg projesi” seneye olmayacaktır.
Arazilerini satıp son çırpınışlarını, şampiyonluğa bağlayan, Karabük takımının teknik direktörünü görevdeyken ayartıp, daha sonrada derbi kazanamadığı için ligin daha yarısı gelmeden kovan. Eleman deyip daha önce kovduğu, milli takımın içine prim adam kayırma vs. gibi olaylarla eden adamı takımın başına getiren Galatasaray, büyük ihtimalle FFP takılıp Avrupa’ya gidemeyecektir. Gitse de kâr zarar karşılaştırmasında satmadan alamayacaktır. Kısaca eğer şampiyonluk ipini göğüslersek, retro diye kupa paylaşmaya devam edeceklerdir. Onlar yirmi sene önceki kupalarını paylaştıkça biz başarıdan başarıya koşmaya ses getirmeye devam edeceğiz. İki büyük saçmalığına kendi aralarında devam edecekler ve bunu sadece kendileri bilecekler.
Eğer bu sene de ipi göğüslersek, sinsi sinsi, almak istediğimiz bütün futbolculara daha fazla para verip ayartmaya çalışan, mutlak monarşi ile yönetilen ve çağ dışı futbol oynatan teknik direktörleri ile medyadaki paralı kalemlerin gazetelerde öve öve bitiremedikleri Fenerbahçe büyük ihtimalle önümüzdeki birkaç sene şampiyonluk potasında olamayacaktır.
Çünkü; futbolcu satmadan alamıyorlar, her ne kadar monarşinin verdiği kuvvetle “100 milyon yuroluk transfer yapabiliriz” gibi seçim cümleleri ile camiayı uyutan başkanları durumun büsbütün farkında olsa da paralı kalemleri ve sosyal medya holiganları insanları uyutma çabalarında. Bize saldırma, hakemleri baskı altına alma çabaları bu yüzden. Kadrolarının yetersiz olduğunu ve teknik direktörlerinin çağ dışı futbol oynattıklarını çok iyi biliyorlar. Saldırma çabaları sosyal medyada sürekli bizi konuşmaları bu yüzden, şampiyon olursak bahaneleri kalmayacak.
Camiasını vaatle kandırma çalışmaları önümüzdeki en az on sene devam edecektir. (uyanmamaları en büyük dileğimiz)
V. Persie gibi bir golcüyü alıp, 107 milyon lira masraf ile sadece Oğuzhan’ının önünden kaymasını başarı sayan bir camia, bizim 3. şampiyonluğumuzda, bu işlerin sahada kaymak yerine futbol oynamak ile olduğunu geçte olsa anlayacaktır.
Amerika’dan “daima hazır” diye fotoğraf atıp partilerde boy gösteren, vale parasını bile kulübe ödeten adamın Oğuzhan’a değil de, kime k….nı anlamış olacaklar. (argo için özür dilerim)
Ülke parası elden gidiyor gibi cümlelerini duyarsanız şu örneği vermeniz yeterlidir. “ozan tufana kim daha fazla para verip 2. yarı kadroya almadı, V.persie ilk teklifi kim yaptı daha fazla parayı kim verdi,  Gökhan ile Caner neden Beşiktaş’ı seçti”
Sosyal medyada eleştiri ve küfürü karıştıran sözüm ona renktaş dangalaklar var, tam manası ile dangalak. Takipçi sayısı ile IQ’lerinin yükseleceğini düşünen tam manası ile dangalaklar.
Teknik direktörümüzün bile “o adamın işi orta yapmak 10 tanesi tutsun” dediği adama orta yapıyor diye küfür eden ve sürekli medyanın önüne atan dangalak sürüleri lafım size de. Ergenliğinizi anlıyorum fakat, eleştirmek ve küfür etmek arasındaki farkı çözemezseniz sene sonunda yukarda bahsettiğim şeyleri seneye UEFA kupasına bile zor gittiğimizde anlarsınız. Siz küfür ettikçe onların paralı tetikçileri TV’lerde ve gazete köşelerinde daha fazla kaos daha fazla saldırı içeren cümleler kuracaktır.
Kısaca biz şampiyon olursak, bundan sonraki  en az 5 seneye ambargo koymuş olacağız. BORÇLARIMIZ AZALMA GÖSTERMEYE BİLE BAŞLAYACAKTIR. TÜP PARALARINI ÖDEYİP KURTULABİLİRİZ BELKİ DE.

Şimdi daha yüksek sesle,
GÜCÜNE GÜÇ KATMAYA GELDİK, FORMANDA TER OLMAYA GELDİK BEŞİKTAŞ.

SAYGI VE SEVGİLERİMLE
Ercan Nogay Alper
ercannogayalper@gmail.com

Ali Ece'nin bugün ki yazısı (Fanatik) "santrafor şart"




kaynak: http://www.fanatik.com.tr/yazarlar/ali-ece/santrfor-sart/1343648





İlk maçın da etkisiyle Beşiktaş için yarı rövanş yarı hazırlık maçı niteliğindeydi. Mevcut kadro derinliğini ölçmek açısından iyi bir test oldu. Cenk Tosun sonrası direkt fark yaratacak bir santrfor takviyesi yapılmazsa Beşiktaş ileri ucu Şampiyonlar Ligi, Süper Lig, Türkiye Kupası yoğunluğunda sıkıntılar yaşayabilir. Pektemek, Beşiktaş’a ilk transfer olduğu seviyenin gerisinde. Mustafa, Leipzig deplasmanında olduğu gibi bir kez daha hareketli forvet oynamakla, taktik disiplinden kopuk oynamayı birbirine karıştırdı. Bu kadar ağır sakatlıklardan sonra tekrar kendini göstermeye çalışması saygı duyulacak bir şey. Lakin Pektemek, daha sabırlı şekilde tarihin en büyük ‘santrforolog’larından Şenol Güneş’in taktik disiplinine uygun hareket etse belki de beklediğinden çok daha çabuk kendini toparlama şansını bulabilir.

Lens, yüzde 100 değil

Beşiktaş Yönetimi’nin santrfor konusunda son sözü mutlaka Şenol hocaya bırakması gerekiyor. Talisca oyuna dahil olduktan sonra Beşiktaş asıl futbolunu oynamaya başladı. Orkan ve Lens daha hareketli oynamaya başlayıp yeteneklerinden umut veren numuneler sergilediler. Orkan’ın sıkıntısı oyun içinde kesik kesik oynası. Lakin daha fazla forma şansı bulduğu ölçüde bu sorununu halledebilir. Lens ise halen fizik kondisyon olarak yüzde 100 seviyede değil

17 Ocak 2018 Çarşamba

ekşiden fb'li yazar: "cometoBeşiktaş yapılmış en iyi sportif reklam olabilir kim buldu bu fikri"





ülkemizde yapılan en iyi sportif reklam işi olabilir, şöyle bir düşününce aklıma daha iyisi gelmiyor. taraftarların yarattığı come to beşiktaş sloganını, bu topraklardan çıkan en büyük şairlerden birinin mevlana celaleddin rumi'nin "come, come, whoever you are." dizeleriyle bir araya getirmek gerçekten üstün bir aklın ürünü.

[mevlana'dan pek haz etmem ama bu başka bir entrynin konusu.]

mevlana'nın uluslararası şöhretinden faydalanmışlar, bunu yine son dönemin en popüler spor sloganlarından biri olan come to beşiktaş'la birleştirmişler, görsellik on numara. e daha ne olsun? bundan ala reklam mı olur? türk sporunun ihtiyacı olan vizyon budur.

projenin arkasında muhabbet ajans ve hacıyatmaz film varmış, adları geçmediyse geçirmiş olalım.

not: bunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama fenerbahçeliyim. olur da bu projeyi "bjkliler kendilerini eğliyorlar işte" diye küçümsemeye çalışan olursa diye söylüyorum. ben artık kamera görünce ona buna sallayan başkandan, yöneticiden yıldım. ihtiyacımız olan yönetici, şu projelere ön ayak olacak yöneticidir, başkandır.

Beşiktaşlı bir taraftarın CometoBeşiktaş tespitleri

kaynak: https://eksisozluk.com/entry/73516066

yayınlanan video muazzam olmuş. türk futbolunda böyle pr çalışmaları görmek çok hoş. 


come to beşiktaş zaten başlı başına çok güzel oturdu beşiktaş'ıma. 

siz dalga geçerken beşiktaş'la, takımımız değer kazanmaya devam ediyor. bir kaç sene sonra beşiktaş'ın türkiye'deki hiçbir takımın olamadığı kadar tanınan ve para kazanan bir takım olacağına inanıyorum. 

doğru transferler, zamanında yapılan satışlar, çok iyi bir teknik ekip, iyi pr çalışmaları ve sonsuz gücüyle taraftarımız gerçekten büyüleyici bir tablo ortaya sunuyor. 

#cometobeşiktaş!

Fb'li bir taraftar: "elimde come to Beşiktaş benzeri bir projeyle Aziz Yıldırama gitsem herhalde jipi ile beni ezerdi"

kaynak:

https://eksisozluk.com/entry/73533225


 sevenlerini mutlu ettiyse ne güzel. eskiden manchester united falan yapardı benzeri kolajlar diye hatırlıyorum. 

eskiden maçlara giden, 3-4 yıldır hiç takip etmeyen bir fenerbahçeli olarak dedim ki kendime, böyle bı projeyle aziz yildirima gitsem beni jipiyle ezer sonra da bana küfür etti hemde elinde telefon tivit atıyordu diye azarlar. 

futboldur, takımdır, kulüptür umrumda değil ama vizyonlu yönetici görmek sevindirici, en azından sporla ilgilenmek isteyen gençler adına.

Ekşi'den ikinci yarı için bir Beşiktaş değerlendirmesi "hedef"

kaynak:  https://eksisozluk.com/entry/73540013


arkadaşlar merhaba.


21 ocak 2018 pazar günü lige antalyaspor maçıyla yeniden merhaba diyoruz. devre arası kampını adeta sezon başı kampı gibi geçirdik ve lige biraz yorgun da olsak hazır olacağız. şubat ortasına kadar her hafta tek maçla devam edeceğiz. 

hazırlık kampında fırat günayer'in çektiği bir altıya üç antrenman çalışması vardı. izleyenler fark etmiştir nasıl bir çalışma olduğunu. dikkatli gözlerden kaçmayan bir olay vardı orada. altı kişilik üç grup halinde bir antrenman yapılıyor. saha enine üç parçaya bölünmüş, her bir alan bir takıma ait. takımlardan biri topa hakim, diğer bir takımın üç oyuncusu, topa hakim olan altı kişilik gruptan topu kapmaya çalışıyor. topa hakim grup tek pasla topu çevirip, aniden ters kanata uzun top gönderiyor ya da topu kaptırıp diğer istasyona top kapmaya gidiyor. 

şimdi buradaki çalışma tam olarak; dar alanda hızlı pas, dar alanda hızla kaybedilen topu kaptırma için gereken baskı ve top kapıldıktan sonra baskıdan çıkmak için ters kanata gönderilen uzun ve isabetli top çalışmaları mevcut. yeniden dar alandaki tek toplarla etkili alana geçmek ya da uzun ve ters topla açık olan diğer kanattan pozisyon aramak gibi seçeneklerin eklendiği bir çalışma. ayrıca kaptırılan topa üçlü bir şok presle topu hemen kapmaya çalışmak gibi bir defansif özellik de eklenmiş. 

o dar alanda mevcut dokuz kişiden üçünü topa değdirmemek muazzam bir iş ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. topla yapılan bir çalışma ve sürekli yan koşular aşırı yorucu ama antrenman o kadar keyifli ki, ben izlerken eğlendim ve muhtemelen onlar da oynarken çok eğlendi. bu arada negredo'nun pas oyununda biraz zayıf kaldığı tespiti de yapılabilir. forvete mutlaka birisi gerekecek gibi. neyse, biz antrenmanımıza geri dönelim. belki de sadece yorgunluktandır.

takımın yaptığı bu antrenmanda genel olarak oyuncular yüksek performans sergiliyor. paslaşmalarda stoperlerin harika olması dikkat çekici. topu geriden hızlı çıkaracak olabilmek beni çok umutlandırıyor ikinci yarı için. önde baskıyı sabit tutup, oyunu stoperlerin kuracağı ve orta sahanın daha da önde kalarak takım boyunu ileride minimum seviyelere çekebileceğimiz bir oyundan bahsediyorum. 

gelelim ikinci yarıya, antalyaspor ile başlıyoruz. antalyaspor fişi çekilmek üzere bir takım. oyuncularının eski motivasyonu yok. eto'o da muhtemelen o istekle oynamayacak. yine de direnecekler. iyi defans yaptıkları sürece dirençleri de artacak ve oyuna inanır duruma gelecekler. biz yine kendi, bilindik oyunumuzu oynayarak maçı almaya çalışacağız. göbekten ve kanatlardan çeşitli denemelerimiz olacak. golü bulmamız olası, ancak ligin ilk yarısında defaatle bulamadığımız maçlar oldu. çok puan kaybettik, artık kaybedemeyiz. bu yarıda 43 minimum puan toplamamız gerek ki bu da 14 galibiyet 1 beraberlik 2 mağlubiyet gibi bir istatistik demek. olmayacak, yapılmayacak bir istatistik değil ancak çok zor. kapanan takımları açamadık şimdiye dek. şimdi antalyaspor da kapanırsa, ne değişmiş olacak? 

ligin ilk yarısında stoperler dönen topları hızla oyuna sokamadığı için, atiba kaptığı topu yeniden atağa çevirmekte ağır kaldığı için gerekli olan sürekli ve yoğun baskıyı kuramadık. bu da rakibin pozisyonunu almasına neden oluyordu. her defasında yerleşik defansa karşı atak yapmak durumunda kaldık. bu da bizi imkansıza sürükledi elbette. bazı zamanlar topu rakibe de bırakmamız, topu kaptırması olası defans oyuncularına ikili ani baskınlar yapmamız gerekir ancak bunları hiç yapmıyoruz. tek bildiğimiz, oyunu domine etmek ama ağırız ve stoperler değil orta sahalar topu geriye kadar çıkıp almak durumunda kaldığından hem daha da yavaşlıyoruz hem de önde eksiliyoruz. sürekli gidip gelen orta saha da yoruldukça etkinliğimiz azalıyor. bütün bunlara vida çare olabilir mi, göreceğiz. hoca geçenlerde "geriye doğru çok sarkıyor" açıklamasında bulundu. tehlikeli. büyük takımda oynayan, hücum eden oyuncu kalecisine yakın durmaz. takımın boyunu kısaltması gerekirken daha da uzatır. mutlaka çare bulunmalı bu huya.

ben, şahsen pek umutlu değilim şampiyonluktan doğrusu ama inanıyorum. ligin son maçının son düdüğü çalana kadar desteğim, hayatta nereye baksam gördüğüm sevdam ile olacak tabii ki. zaten umudum da ancak bir aşığınki kadar. her neyse. 

tanıtım filminin, 100 milyon beşiktaşlı hedefinin ve diğer her şeyin gerçek olması için şampiyonlar ligi'nde olmalıyız. bu da bizim ligin ilk iki sırasından geçiyor. bizim mutlaka hep şampiyonlar ligi'nde olmamız gerek. aklımız fikrimiz şampiyonlar ligi olmalı.

şampiyonlar ligi.

15 Ocak 2018 Pazartesi

yeni nesil #cometoBeşiktaş ile Beşiktaş neyi amaçlıyor (ekşiden)


kaynak: https://eksisozluk.com/entry/73515356
yeni #cometobesiktas videosu çok çok güzel, eyvallah. lakin ben burada bir proje olarak göremedim. klip dışında tam olarak olay nedir?
fikret orman vizyonu oldukça geniş bir adam. bu anlamda müslüman dünyasına göz kırpmasının oldukça isabetli olduğunu düşünüyorum. dünyada yaklaşık 1 milyar müslüman var ancak futbol organizasyonlarında kulüp olarak temsil edilmiyorlar. yani avrupa takımları ile mücadele edebilen bir müslüman organizasyonu yok. bu yüzdden vermiş olduğu muhammed ali örneği cuk oturuyor. ali çok büyük boksördü ancak onu daha da güçlü yapan şey müslümanların temsilcisi haline gelmiş olmasıydı. insanlar geceleri kalkıp maçlarını izlerdi. yani boks dışında ikonik bir figürdü de ali. bu kadar sembolleşmek (en azından kulüp olarak) zor ancak bunun beşte birini yaparsan ve yaptığını pazarlayabilirsen taraftar sayını 20 katına çıkarabilirsin. bu da sana forma olarak, yayın geliri olarak, sponsor olarak geri döner. eğer o damarı yakalayabilirsen emirates, qatar airways ...vs'den çok ciddi sponsorluk teklifleri alabilirsin. insanlar senin maçlarını izlemek için kahvehanelere doluşabilir ya da reciver satın alabilir. mesela fikret orman çin'deki bilinirliğin gittikçe artması sebebiyle beşiktaş'ın şampiyonlar ligi maçlarının 600m civarında kişi tarafından izlendiğini söyledi. bu rakamlara ulusal çapta ulaşmak mümkün değil. ancak uluslararası sularda yüzersen mümkün olabiliyor.

peki illa şart mı dışarı açılmak? evet şart. avrupa kulüplerini büyüten en önemli şeylerden biri yayın gelirleri. mesela bizim yayın ihalemiz 500 m $ a giderken premier liginki 5 m pound a gidiyor. bu sayede de orta seviye bir ingiliz takımı olan everton, 20-25 m € verip senin ülkeni şampiyonlar liginde temsil eden takımın forvetini alabiliyor. tabi bu liglere yayın geliri dışında çok ciddi de sponsor akışı oluyor. düşün senin havayolu şirketin thy bile global ölçekteki takımlara sponsor oluyor. sebebi de kendi ülke takımlarının uluslararası bilinirliğe sahip olmaması. yani para başarı, başarı da para sağlıyor.

gelelim konumuza. tamam güzel bir klip yapılmış ama ortada henüz bir ürün görünmüyor. mesela yakın zamanda les benjamins ile güzel bir koleksiyon hazırlandı. şukela bir tanıtım filmiyayınlandı ve akabinde ürünler piyasaya sürüldü. güzel iş. peki bizim son tanıtım filmimizdeki ürün ne babacım? adamlar maça mı gelsin, stada mı gelsin ne yapsın? mesela bununla birlikte açarsın 10 tane uluslar arası kartal yuvası mağazası filan... ya da her neyse işte. reklam tamamlayıcı unsurdur bence. ana unsur üründür. diş macunu yaparsın, sonra bir reklamla müşteri bulmaya çalışırsın. ürün yoksa o kamu spotu oluyor.

ekşi sözlük hiçbir siki beğenmeme timinden de değilim ama umarım daha kapsamlı bir iş yapılmıştır. eğer öyleyse editleyeceğim

Mehmet Demirkol: Cenk'in ilk maçını yazdı 'star olabilir'

kaynak: 


Rooney’le kurduğu oyun ilişkisi iyi ama taraftar Rooney’e destek değil yeni bir star istiyor.
Premier League’de ilk maçta deplasmanda karşısına en son çıkmak isteyeceğiniz rakiplerden birine karşı oynadı Cenk. Muhtemelen ilk 45 dakikada Süper Lig’de en çok zorlandığı maçın 90 dakikasında harcadığı enerji kadarını harcamıştır.

Hatta dengeli oyunların tercih edildiği Şampiyonlar Ligi maçlarıyla karşılaştırıldığında da durum aynıdır. Cenk Tosun’un ciğeri zamanla bu oyuna yeter. Bunun yöntemi, metodu var. Cenk bu yola kafayı koyduysa kısa zamanda bu duruma uyum sağlar. Antep’ten Şampiyonlar Ligi’ne giden yol şimdi kat etmesi gereken yoldan daha kısa değil. Cenk bunu yapar.

Yeter ki:

✔ Hocasını ve Rooney’i dinlesin, söylediklerine uysun ama duyduklarına kafayı çok takmasın. Çünkü o taze güç.
✔ Çünkü, ilk 45 dakikada sergilediği destek forvet ve pivot rolleri kusursuzdu. Ama aşkını, kaleyi unutmasın.
✔ Rooney’le kurduğu oyun ilişkisi iyi ama taraftar Rooney’e destek değil yeni bir star istiyor. Bunlar birbiriyle çelişkili değil. Rooney’i üzmeden star olabilir.
✔ Savunmayı bozmak özellikle deplasmanlarda olmazsa olmaz. Ancak şekli önemli. Hem fazla enerji tüketmeden hem de sakatlık riski olmadan bunu sürdürmek lazım.

Sonuç olarak Cenk Cumartesi WBA maçına ilk maçı gibi çıkmalı. Londra’da ilk 45 dakikada takımının en iyisiydi. WBA maçının kahramanı olması takımın genel planından çıkmadan, bildiği oyunu oynamalı. Everton aslında onu bunun için transfer etti.

About